Yılbaşı yortusundan sonra hıristiyanlarla yemekte biraraya gelmenin hükmü ()

Muhammed Salih el-Muneccid

Yılbaşı yortusundan sonra hıristiyanlarla yemekte biraraya gelmenin hükmü
    Yılbaşı yortusundan sonra hıristiyanlarla yemekte biraraya gelmenin hükmü

    |

    Yılbaşı yortusundan sonra hıristiyanlarla yemekte biraraya gelmenin hükmü

    ] Türkçe – Turkish – تركي [

    Muhammed Salih el-Muneccid

    Terceme : Muhammed Şahin

    Tetkik : Ali Rıza Şahin

    2014 - 1436

    ﴿ حكم مشاركة النصارى في اجتماع على طعام بعد الكريسماس ﴾

    « باللغة التركية »

    محمد صالح المنجد

    ترجمة: محمد مسلم شاهين

    مراجعة: علي رضا شاهين

    2014 - 1436

    Soru:

    Ben, İslâmî bir okulda öğretmenlik yapıyorum. Bizimle birlikte aynı okulda öğretmenlik yapan müslüman olmayan Danimarkalı öğretmenler de bulunmaktadır. Biz, her yıl yılbaşı yortusu münasebetiyle salon gibi bir yerde toplanıyoruz.Bu toplantı için de helal yemekler hazırlıyoruz. Ama toplantımızda haram içecekler bulunmamaktadır. Bilindiği üzere biz, hıristiyanların bayramlarına iştirak etmiş olmamak için toplantı tarihinin yılbaşı yortusundan yaklaşık bir ay veya bir aydan fazla bir süre sonra olmasına karar veriyoruz.

    Buna göre müslümanlar olarak bizim, -bu yemeği hazırlayanların arasında olmamıza rağmen- bu yemeğe katılmamız câiz midir?

    Cevap:

    Hamd, yalnızca Allah'adır.

    Birincisi:

    Allah Teâlâ, Ehl-i Kitab'ın kestiklerinden yememizi bize mübah kılmıştır.Bu yemek, ister dâvet olsun, ister hediye olsun, isterse ihtiyaca göre ve insanların alışagel-dikleri buna benzer bir yolla olsun farketmez.Nitekim Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yahudilerin dâvetine icâbet etmiş ve onların yemeklerinden yemiştir.Fakat onlara sevgi beslemek ve onlarla dostluk kurmak, onları sırdaş veya arkadaşlar edinmek câiz değildir.

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوۡلِيَآءَۘ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضٖۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمۡ فَإِنَّهُۥ مِنۡهُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ٥١ ﴾ [ سورة المائدة الآية: 51]

    "Ey îmân edenler! Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğruya iletmez."[1]

    Allah Teâlâ başka bir âyet-i kerime'de şöyle buyurmuştur:

    ﴿ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ بِطَانَةٗ مِّن دُونِكُمۡ لَا يَأۡلُونَكُمۡ خَبَالٗا وَدُّواْ مَا عَنِتُّمۡ قَدۡ بَدَتِ ٱلۡبَغۡضَآءُ مِنۡ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَمَا تُخۡفِي صُدُورُهُمۡ أَكۡبَرُۚ قَدۡ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلۡأٓيَٰتِۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ ١١٨ ﴾[ سورة آل عمران الآية: 118 ]

    "Ey îmân edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar, size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Onlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık."[2]

    Değerli âlim Abdulaziz b. Baz'a -Allah ona rahmet etsin-:

    "Bir müslüman, bir hıristiyan veya kâfirlerden birisiyle birlikte yemek yer veya bir şey içerse, bu haram sayılır mı?

    Eğer bu davranış haram sayılıyorsa, Allah Teâlâ'nın:

    "Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir."[3]

    Sözünü nasıl yorumlamalıyız?

    Diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap vermiştir:

    "Gerek duyulduğu veya şer'î bir maslahat olduğu takdirde kâfir birisiyle yemek yemek haram değildir. Fakat kâfirleri arkadaşlar edinip de hiçbir şer'î sebep veya şer'î maslahat olmadan onlarla yiyip içmeyin. Onlarla cana yakın ve samimi olmayın. Onlarla gülüşmeyin.Fakat misafirle yemek yemek veya onları Allah'ın dînine dâvet etmek ve onları hakka yönlendirmek gibi gerekli durumlarda veyahut da diğer başka şer'î sebeplerden dolayı bunların yapılmasında bir sakınca yoktur.

    Ehl-i Kitab'ın yiyeceklerini yememizin bize mübah kılınması,onları arkadaşlar ve dostlar edinmemizi gerek-tirmez. Gereksiz ve hiçbir şer'î maslahat olmadan onlarla birlikte yememizi ve içmemizi de gerektirmez."[4]

    İkincisi:

    Kâfirlerin bayramları olan yılbaşı yortusunu veya başka bir bayramı kutlamak, onların kutlamalarına iştirak etmek ve bu münasebetle onları kutlamak câiz değildir.

    Bu kutlama ve bayramlaşmanın şekillerinden bazıları şunlardır:

    -Bu bayramlarda yemek için biraraya gelip toplanmak.

    -Bu bayramlara katılanlara yemek hazırlamak.

    Zirâ bu tür davranışlar,kâfirlerin bayramlarını kutla-manın şekillerindendir. Nitekim bunlar, kâfirler ve başka kimseler tarafınca da bilinen şeylerdendir. Bu toplantı tarihinin bir yemekte toplanmak üzere ertelenmesine veya bir ay ya da bir aydan az veya çok öne alınmasına gelince, bu yemekte müşriklerin bayramı göz önünde bulundu-rulduğu müddetçe veya o günde (yılbaşı münasebetiyle) onlarla toplanmamak için onun yerine bu toplantıya katılmak,bütün bunlar, bu konudaki hükmü hiçbir şekilde değiştirmez.

    Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

    "Bayram:İçine haftanın her günü giren bir tür gün veya mekândır. İnsanlar, bu günde toplanmaktalar veya bu mekan ve zamanlarda her türlü ameli ihdas etmektedirler.

    Nehiy, sadece onların bayramlarını tahsis etmekten dolayı değildir. Aksine nehiy, İslâm dîninde aslı olmayıp da yücelttikleri her türlü vakitler ve mekanlardandır.

    Yine onların bu vakitlerde ve mekanlarda ihdas ettikleri ameller de bu hükme girer.

    Aynı şekilde bayramdan önce veya sonraki günlerde bu günler veya mekanlar için ihdas edilen birtakım şeyler ve amellerin hükmü de bu hükümdedir. Bu günlerde zikredilen şeylerden hiçbirisi yapılamaz. Zirâ bazı insanlar, perşembe ve doğum günü gibi Ehl-i kitab'ın bayramlarında birtakım şeyler ihdas etmekten kendisini alıkor ve:

    -Bunu, (Ehl-i Kitab'ın bayramlarının yerine) size falanca hafta veya başka bir ayda yapacağım, der. Onu bunu ihdas etmeye iten şey, onların bayramlarının oluşudur. Şayet onların bu bayramı olmasaydı, böyle bir şey yapmasını gerektirmeyecekti. İşte bu, Ehl-i kitab'a benzemeyi gerektiren şeylerden birisidir.Fakat âilesini Allah ve elçisinin takdir ettiği bayrama yönlendirilir ve bu bayramda onlar için birtakım haklar vererek başka bir şeye yönelmelerinin önüne geçilmiş olur. Eğer buna râzı olmazlarsa, bu durumdan Allah'a sığınırız. Zirâ her kim, Allah'ın rızâsını öne alır da âilesini öfkelendirir ve Allah'ı râzı ederse, Allah da onları râzı ve hoşnut eder."[5]

    Sözün özü:

    Hakkında sorulan toplantı, câiz değildir. Zirâ bu toplantı, hıristiyanların bâtıl olan bayramlarına ortak olmaktır. Bu toplantı yemeğini hazırlayan veya hazırlayan kimselerin içinde müslümanların olmasına itibar edilmez. Zirâ bu, haram olan hükümden hiçbir şeyi değiştirmez.

    & & & & & &

    [1] Mâide Sûresi: 51

    [2] Âl-i İmrân Sûresi: 118

    [3] Mâide Sûresi: 5

    [4] Şeyh Bin Baz'ın fetvâları, c: 9 , s: 329

    [5] 'İktidu's-Sırâti'l-Mustakîm', c: 2, s: 5-7