Çocuk ve delinin malına zekât gerekir mi? ()

Muhammed b. Salih el-Useymin

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’in cevapladığı sorunun metni şöyledir: "Çocuk ve delinin malına zekât gerekir mi?"
    Çocuk ve delinin malına zekât gerekir mi?

    |

    Çocuk ve delinin malına zekât gerekir mi?

    ] Türkçe – Turkish – تركي [

    Muhammed b. Salih el-Useymîn

    Terceme : Muhammed Şahin

    Tetkik : Ali Rıza Şahin

    2013 - 1434

    ﴿ هل تجب الزكاة في مال الصبي والمجنون؟ ﴾

    « باللغة التركية »

    محمد بن صالح العثيمين

    ترجمة: محمد مسلم شاهين

    مراجعة: علي رضا شاهين

    2013 - 1434

    Soru:

    Çocuk ve delinin malına zekât gerekir mi?

    Cevap:

    Bu konu âlimler arasında ihtilâflıdır.

    Bazı âlimler: Dînen mükellef olmadıklarını dikkate alarak çocuk ve delinin mallarına zekât farz olmaz, demişlerdir. Bilindiği gibi çocuk ve deli dînen mükellef değildir. Bu sebeple onların mallarına zekât farz değildir.

    Bazı âlimler ise; çocuk ve delinin malına zekât farzdır, demişlerdir.Doğru olan görüş budur. Çünkü zekât malın haklarındandır. Bu konuda mal sahibine bakılmaz.

    Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    ﴿ خُذۡ مِنۡ أَمۡوَٰلِهِمۡ صَدَقَةٗ تُطَهِّرُهُمۡ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيۡهِمۡۖ إِنَّ صَلَوٰتَكَ سَكَنٞ لَّهُمۡۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ١٠٣ ﴾

    [ سورة التوبة الآية: ١٠٣]

    "Onların mallarından,onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir zekât al ve onlara duâ et. Cünkü senin duân onlar için sükûnettir (onların kalplerini yatıştırır). Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."[1]

    Allah Teâlâ, farzlığın yeri olarak malı göstermiştir.

    Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken ona şöyle emretmiştir:

    ((إنَّكَ تَأْتِي قَوْماً مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ فَادْعُهُمْ إِلَى شَهَادَةِ أنْ لَا إلَهَ إلاَّ اللهُ، وَأَنِّي رَسُولُ اللهِ، فَإنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذلِكَ، فَأَعْلِمْهُمْ أَنَّ اللهَ قَدِ افْتَرضَ عَلَيْهِمْ خَمْسَ صَلَوَاتٍ في كُلِّ يَوْمٍ وَلَيلَةٍ ، فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذَلِكَ، فَأَعْلِمْهُمْ أنَّ اللهَ قَدِ افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً تُؤخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ فَتُرَدُّ عَلَى فُقَرَائِهِمْ، فَإنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذَلِكَ، فَإِيَّاكَ وَكَرَائِمَ أَمْوَالِهِمْ، وَاتَّقِ دَعْوَةَ المَظْلُومِ؛ فإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَها وَبَيْنَ اللهِ حِجَابٌ)) مُتَّفَقٌ عَلَيهِ .

    "(Ey Muâz!) Şüphesiz ki sen, ehli kitap’tan olan insanların yanına gidiyorsun.Yapacağın ilk iş, onları Lâ ilâhe illallah’a ve benim Allah'ın elçisi olduğuma îmân etmeye dâvet etmek olsun. Bu konuda itaat ederlerse, onlara Allah’ın kendilerine gündüz ve gece olmak üzere her gün beş vakit namazı emrettiğini bildir. Bu konuda itaat ederlerse, Allah’ın kendilerine, zenginlerinden alınıp fakirlerine iâde edilmek üzere zekâtı farz kıldığını onlara bildir. Bu konuda itaat ederlerse, (zekâtlarını toplarken) sakın mallarının en iyilerini seçip alma. Mazlumun bedduâsından sakın. Çünkü mazlumun bedduâsıyla Allah arasında bir perde yoktur (mazlumun bedduâsı reddolunmaz)."[2]

    Buna göre çocuğun ve delinin malına zekât gerekir ve bu işi velîsi olan kimse üstlenir.

    & & & & & &

    [1] Tevbe Sûresi: 103

    [2] Buhârî, Kitâbu'z-Zekât, "Zekâtın Farziyeti Babı", hadis no: 1395. Müslim, Kitâbu'l-Îmân, "Kelime-i Şehâdete ve İslâm'ın Emirlerine Dâvet Babı", hadis no: 19