MELEKLERİN KENDİLERİNE İSTİĞFARDA BULUNDUĞU KİMSELER ()

    |

    MELEKLERİN KENDİLERİNE İSTİĞFARDA BULUNDUĞU KİMSELER

    ﴿ أناس تصلي عليهم الملائكة ﴾

    Medâru'l-Vatan Yayınevi

    Terceme : Muhammed Şahin



    Hamd, yalnızca Allah'adır. Salât ve selâm, peygamberimiz Muhammed'in, âile halkının ve ashâbının üzerine olsun.

    Meleklerin, Allah Teâlâ'ya kendileri için istiğfarda bulunduğu kimseler pek çoktur. Bunlardan bazıları şunlardır:

    1. Abdesti olarak geceleyen kimse, uyanıncaya kadar bir melek onun yanında Allah Teâlâ'nın onu bağışlaması için yalvarır:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( مَنْ بَاتَ طَاهِرًا بَاتَ فِي شِعَارِهِ مَلَكٌ، فَلاَ يَسْتَيْقِظُ إِلاَّ قَالَ الْمَلَكُ: اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِعَبْدِك فُلاَنٍ، فَإِنَّهُ بَاتَ طَاهِراً.)) [ رواه الطبراني في الأوسط وابن حبان في صحيحه وصححه الألباني ]

    "Her kim,abdestli olarak uyursa,bir melek de onun yanında[1] bekler ve o uyanıncaya kadar melek onun için şöyle duâ eder:

    - Allahım! Falanca kulunu bağışla! Çünkü o, abdestli olarak uyudu."[2]

    2. Melekler, farz namazı kıldıktan sonra ikinci farz namazı kılmak için mescitte bekleyen kimseyi Allah Teâlâ'nın bağışlaması için yalvarırlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( لاَ يَزَالُ الْعَبْدُ فِي صَلاَةٍ مَا كَانَ فِي مُصَلاَهُ يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ، وَتَقُولُ الْمَلاَئِكَةُ:اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ! اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ حَتَّى يَنْصَرِفَ أَوْ يُحْدِثَ.)) [ رواه مسلم ]

    "Kul, farz namazı kıldıktan sonra aynı yerde ikinci farz namazı kılmak için beklediği sürece ve namaz kıldığı yerden ayrılmadıkça veya abdestini bozmadıkça, namazda sayılır ve melekler onun için şöyle duâ ederler:

    - Allahım! Ona mağfiret eyle. Allahım! Ona merhamet eyle."[3]

    Başka bir rivâyette ise şöyle buyurmuştur:

    (( الْمَلاَئِكَةُ تُصَلِّي عَلَى أَحَدِكُمْ مَا دَامَ فِي مُصَلاَّهُ الَّذِي صَلَّى فِيهِ مَا لَمْ يُحْدِثْ. تَقُولُ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ.)) [ رواه البخاري ]

    "Sizden biriniz, namaz kıldığı yerde bekleyip abdestini bozmadıkça melekler ona salatta bulunur ve onun için şöyle duâ ederler:

    - Allahım! Ona mağfiret eyle. Allahım! Ona merhamet eyle."[4]

    3. Melekler, farz namazları ilk safta kılanları Allah Teâlâ'nın bağışlaması için yalvarırlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصَّفِّ الْمُقَدَّمِ، وَالْمُؤَذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ بِمَدِّ صَوْتِهِ، وَيُصَدِّقُهُ مَنْ سَمِعَهُ مِنْ رَطْبٍ وَيَابِسٍ، وَلَهُ مِثْلُ أَجْرِ مَنْ صَلَّى مَعَهُ.))

     [ رواه النسائي وصححه الألباني ]

    "Allah ve melekleri, birinci safta namaz kılanlara salâtta[5] bulunurlar. Müezzin ise sesinin ulaştığı yere kadar günahları bağışlanır[6].Onu işiten yaş ve kuru ne varsa, kıyâmet günü onun lehine şâhitlik ederler[7]. Müezzine, kendisiyle beraber namaz kılanların ecrinin bir benzeri kadar ecir verilir."[8]

    4. Melekler, farz namazları birinci ve ikinci safta kılanlar için Allah Teâlâ'nın onları bağışlaması için yalvarırlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصَّفِّ الْأَوَّلِ. قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَعَلَى الثَّانِي. قَالَ: إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصَّفِّ الْأَوَّلِ. قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَعَلَى الثَّانِي. قَالَ: وَعَلَى الثَّانِي. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ g:  سَوُّوا صُفُوفَكُمْ، وَحَاذُوا بَيْنَ مَنَاكِبِكُمْ، وَلِينُوا فِي أَيْدِي إِخْوَانِكُمْ، وَسُدُّوا الْخَلَلَ، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَدْخُلُ بَيْنَكُمْ بِمَنْزِلَةِ الْحَذَفِ يَعْنِي أَوْلَادَ الضَّأْنِ الصِّغَارَ.)) [ رواه أحمد وصححه الألباني ]

    "Allah ve melekleri, birinci safta namaz kılanlara salâtta bulunsun.

    Sahâbe:

    - Ey Allah'ın elçisi!İkinci safta kılanlara da duâ et, dediler.

    Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

    - Allah ve melekleri, birinci safta namaz kılanlara salâtta bulunsun, buyurdu.

    Sahâbe:

    - Ey Allah'ın elçisi! İkinci safta kılanlara da duâ et, dediler.

    Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

    -Allah ve melekleri, ikinci safta namaz kılanlara da salâtta bulunsun, buyurdu.

    Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

    - Saflarınızı düzeltin. (Namaz kılanın omuzu, yanındakinin omuzunun hizasında olacak şekilde) omuzlarınızı birbirinizin hizasına getirin. (Safları düzeltmek için ön veya arka safa çekerken) kardeşlerinizin ellerini yumuşak bir şekilde tutup çekin.[9] Saflar arasındaki boşlukları doldurun. Çünkü şeytan, sizin aranıza koyun yavrularının (sürünün arasına girdiği) gibi girer."[10]

    Başka bir rivâyette ise şöyle buyurmuştur:

     (( إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصُّفُوفِ الْمُتَقَدِّمَةِ.))

    [ رواه النسائي وصححه الألباني ]

    "Allah ve melekleri, namazı ön saflarda kılan kimselere salâtta bulunurlar."[11]

    5. Melekler, namazı safların sağında kılan kimseleri, Allah Teâlâ'nın bağışlaması için yalvarırlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى مَيَامِنِ الصُّفُوفِ.))

    [ رواه أبو داود وحسنه الألباني ]

    "Allah ve melekleri, namazı safların sağında kılan kimselere salâtta bulunurlar."[12]

     6. Melekler, namazda safları dolduran ve saflar arasında boşluk bırakmayan kimseleri, Allah Teâlâ'nın bağışlaması için yalvarırlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

    (( إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الَّذِينَ يَصِلُونَ الصُّفُوفَ، وَمَنْ سَدَّ فُرْجَةً رَفَعَهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَةً.)) [ رواه ابن ماجه وصححه الألباني ]

    "Allah ve melekleri, namazda öndeki safları dolduran ve saflar arasında boşluk bırakmayan kimselere salâtta bulunurlar. Her kim,namazda bir boşluğu doldurursa, o davranışından dolayı Allah da onun cennetteki makamını bir derece yükseltir."[13]

    7. Namazda âmîn diyen kimsenin âmîn demesi ile meleklerin âmîn demesi aynı ana denk gelirse, geçmiş küçük günahları bağışlanır.

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

    (( إِذَا قَالَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ آمِينَ وَقَالَتِ الْمَلَائِكَةُ فِي السَّمَاءِ آمِينَ فَوَافَقَتْ إِحْدَاهُمَا الْأُخْرَى غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ.)) [ متفق عليه ]

    "Sizden biriniz, namazda âmîn der ve gökteki melekler de âmîn der de biri diğerine mutabık olursa (her ikisi de aynı ana denk gelirse), geçmiş günahları bağışlanır."[14]

    8. Melekler, sabah ve ikindi namazını cemaatle kılan kimseyi, Allah Teâlâ'nın bağışlaması için yalvarırlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( مَنْ صَلَّى الْفَجْرَ ثُمَّ جَلَسَ فِي مُصَلاَّهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ الْمَلاَئِكَةُ وَصَلاَتُهُمْ عَلَيْهِ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ. وَمَنْ يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ صَلَّتْ عَلَيْهِ الْمَلاَئِكَةُ وَصَلاَتُهُمْ عَلَيْهِ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ.)) [ رواه أحمد وحسنه أحمد شاكر ]

    "Her kim, sabah namazını kıldıktan sonra bulunduğu yerde oturup oradan ayrılmazsa, melekler ona salâtta bulunur. Onların salâtı şöyledir:

    - Allahım! Ona mağfiret et! Allahım! Ona merhamet et!

    Her kim de namazını kıldıktan sonra ikinci bir farz namazı beklerse,melekler ona salâtta bulunur. Onların salâtı şöyledir:

    - Allahım! Ona mağfiret et!Allahım! Ona merhamet et!"[15]

    Başka bir rivâyette ise şöyle buyurmuştur:

    (( يَجْتَمِعُ مَلاَئِكَةُ اللَّيْلِ وَمَلاَئِكَةُ النَّهَارِ عِنْدَ صَلاَةِ الْفَجْرِ         وَصَلاَةِ الْعَصْرِ، فَإِذَا عَرَجَتْ مَلاَئِكَةُ النَّهَارِ، قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لَهُمْ: مِنْ أَيْنَ جِئْتُمْ؟ فَيَقُولُونَ: جِئْنَاكَ مِنْ عِنْدِ عِبَادِكَ أَتَيْنَاهُمْ وَهُمْ يُصَلُّونَ، وَجِئْنَاكَ وَهُمْ يُصَلُّونَ، فَإِذَا عَرَجَتْ مَلاَئِكَةُ اللَّيْلِ، قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لَهُمْ: مِنْ أَيْنَ جِئْتُمْ؟ قَالُوا: جِئْنَاكَ مِنْ عِنْدِ عِبَادِكَ أَتَيْنَاهُمْ وَهُمْ يُصَلُّونَ، وَجِئْنَاكَ وَهُمْ يُصَلُّونَ, فَاغْفِرْ لَهُمْ يَوْمَ الدِّينِ.)) [ رواه أحمد وصححه الألباني ]

    "Gece ve gündüz melekleri, sabah ve ikindi namazlarında biraraya gelirler.Gündüz melekleri Allah'ın huzuruna çıktıklarında, Allah -azze ve celle- onlara:

    - Nereden geldiniz? diye sorar.

    Melekler:

    - Yanlarına gittiğimizde namaz kılarken, senin huzuruna geldiğimizde de onları namaz kılarken bulduğumuz kullarının yanından geldik, derler.

    Gece melekleri Allah'ın huzuruna çıktıklarında, Allah -azze ve celle- onlara:

    - Nereden geldiniz? diye sorar.

    Melekler:

    - Yanlarına gittiğimizde namaz kılarken, senin huzuruna geldiğimizde de onları namaz kılarken bulduğumuz kullarının yanından geldik, derler. Ardından şöyle derler:

    - Allahım! Dîn gününde onlara mağfiret eyle!"[16]

    9. Melekler, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salâtta bulunan kimseyi, Allah Teâlâ'nın bağışlaması için yalvarırlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

    (( مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلاَةً، لَمْ تَزَلِ الْمَلاَئِكَةُ تُصَلِّي عَلَيْهِ مَا صَلَّى عَلَيَّ. فَلْيُقِلَّ عَبْدٌ مِنْ ذَلِكَ أَوْ لِيُكْثِرْ.)) [ رواه أحمد وحسنه الألباني ]

    "Her kim, bana bir salâtta bulunursa, bana salâtta bulunduğu sürece melekler de o kimseye salâtta bulunur.O halde kul, ister bunu az yapsın, isterse çokça yapsın." [17]

    10. Melekler, gıyabında müslüman kardeşi için duâ eden kimseyi, Allah Teâlâ'nın bağışlaması için yalvarırlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( دَعْوَةُ الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ لِأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ مُسْتَجَابَةٌ، عِنْدَ رَأْسِهِ مَلَكٌ مُوَكَّلٌ كُلَّمَا دَعَا لِأَخِيهِ بِخَيْرٍ قَالَ الْمَلَكُ الْمُوَكَّلُ بِهِ: آمِينَ وَلَكَ بِمِثْلٍ.)) [ رواه مسلم ]

    "Müslümanın, gıyabında müslüman kardeşi için yaptığı duâ, icâbet olunan duâdır. Duâ edenin başucunda görevli bir melek bulunur ve o, müslüman kardeşi için hayırlı duâda bulundukça, onunla görevli olan:

    - Âmin, Allah da sana onun bir benzerini versin, diye duâ eder."[18]

    11. Melekler, malını hayır yolunda harcayan kimseye, duâda bulunur:

    (( مَا مِنْ يَوْمٍ يُصْبِحُ الْعِبَادُ فِيهِ إِلاَّ مَلَكَانِ يَنْزِلاَنِ فَيَقُولُ أَحَدُهُمَا: اَللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا، وَيَقُولُ الْآخَرُ: اَللَّهُمَّ أَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا.)) [ متفق عليه ]

    "Kulların sabahladığı hergün gökten iki melek iner.Onlardan birisi şöyle duâ eder:

    - Allahım! Malını sana itaatte harcayan kimseye, harcadığı malının yerine daha hayırlısını ver.

    Diğer melek ise şöyle duâ eder:

    - Allahım! Malını sana itaatte harcamayıp cimrilik eden kimsenin malını zâil eyle (yok et)." [19]

    12. Sahur yemeği yiyen kimseye, Allah Teâlâ ve melekleri salâtta bulunur:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( اَلسُّحُورُ أَكْلَةٌ بَرَكَةٌ، فَلاَ تَدَعُوهُ، وَلَوْ أَنْ يَجْرَعَ أَحَدُكُمْ جَرْعَةً مِنْ مَاءٍ؛ فَإِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الْمُتَسَحِّرِينَ.)) [ رواه أحمد وحسنه الألباني ]

    "Sahur yemeği, bereketli yemektir. Bu sebeple onu bırakmayın. Sizden biriniz, bir yudum su bile olsa, onu içsin. Çünkü Allah Teâlâ ve melekleri, sahur yemeği yiyenlere salâtta bulunurlar." [20]

    13. Gökte ve yerde bulunan melekler, ilim öğrenen kimseyi, Allah Teâlâ'nın bağışlaması için yalvarır:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا، سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ لَتَضَعُ أَجْنِحَتَهَا رِضًا لِطَالِبِ الْعِلْمِ، وَإِنَّ طَالِبَ الْعِلْمِ يَسْتَغْفِرُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ حَتَّى الْحِيتَانُ   فِي الْمَاءِ، وَإِنَّ فَضْلَ الْعَالِمِ عَلَى الْعَابِدِ كَفَضْلِ الْقَمَرِ عَلَى سَائِرِ الْكَوَاكِبِ. إِنَّ الْعُلَمَاءَ هُمْ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ. إِنَّ الْأَنْبِيَاءَ لَمْ يُوَرِّثُوا دِينَارًا وَلاَ دِرْهَمًا، إِنَّمَا وَرَّثُوا الْعِلْمَ، فَمَنْ أَخَذَهُ أَخَذَ بِحَظٍّ وَافِرٍ.))

     [ رواه الترمذي وأبو داود وابن ماجه وصححه الألباني ]

    "Her kim, dînî ilim öğrenmek için (uzak veya yakın) bir yola girerse (o yola koyulursa), Allah Teâlâ (o ilim sebebiyle) cennete giden yolu ona kolaylaştırır. Şüphesiz ki melekler, yaptıklarına râzı oldukları için ilim öğrenen kimseye rahmet kanatlarını gererler (meclislerinde hazır bulunurlar). Gökte ve yerde ne varsa, hatta denizdeki balıklar bile, Allah Teâlâ'nın onu bağışlaması için yalvarırlar. Şüphesiz ki âlimin, ibâdet edene (âbid'e) olan üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Peygamberlerin vârisleri, âlimlerin tâ kendileridir. Peygamberler, ne bir dînar, ne bir dirhem miras bırakmışlardır. Onlar, miras olarak  ancak ilim bırakmışlardır. Her kim, ondan (o peygamberlik mirası olan ilimden) pay alırsa, tam pay almış olur." [21]

    14. Allah Teâlâ ve melekleri, insanlara iyi şeyleri öğreten kimseye salâtta bulunurlar:

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

     (( إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ وَأَهْلَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرَضِينَ، حَتَّى النَّمْلَةَ فِي جُحْرِهَا، وَحَتَّى الْحُوتَ لَيُصَلُّونَ عَلَى مُعَلِّمِ النَّاسِ الْخَيْرَ.)) [ رواه الترمذي وصححه الألباني ]

    "Şüphesiz ki Allah Teâlâ, melekleri, göklerde ve yerlerde bulunanların hepsi, hatta deliğindeki karınca ve denizdeki balık bile, insanlara iyi şeyleri öğreten kimseye salâtta bulunurlar." [22]

    &  &  &  &  &  &



    [1] Hadiste geçen "Şiâr" lafzı, kişinin üzerine örttüğü çarşaf veya örtü gibi şeye denir.Hadiste mecazi anlam, yani meleğin o kimseye yakın olacağı kastedilmiştir.

    [2] Taberânî "el-Evsat' ve İbn-i Hıbbân 'sahihinde' rivâyet etmişlerdir.Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.

    [3] Müslim

    [4] Buhârî

    [5] Hiç şüphe yok ki Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât ve selâm getirmek, en fazîletli ve mü'mini Allah'a yaklaştıran en büyük amellerdendir.Müslüman, O'na salât ve selâm getirmekle, Rabbinden salât ve selâma, cennette derecesinin yükselmesine, sevaplarının artmasına, günahlarının bağışlanmasına, dünya ve âhirette mutluluğa nâil olur.

    "Salât"ın ne anlama geldiği konusunda âlimler şöyle demişlerdir:

    Allah Teâlâ'nın kuluna salât etmesi; onu meleklerinin yanında methetmesidir.

    Meleklerin salât etmesi; onun için Allah Teâlâ'dan istiğfarda bulunmasıdır.

    İnsanların salât etmesi ise; ona duâ etmesidir.

    [6] Hadisin bu kısmını şöyle de açıklayabiliriz:"Eğer müezzinin günahları, ezan okuduğu yerle sesinin ulaştığı yer arasını dolduracak kadar ise, o iki mesafe arası kadar olan günahları bağışlanır." Başka bir görüşe göre "Bu iki mesafa arasındaki zaman içerisinde işlediği günahları bağışlanır."(Bknz: Sindî, Sünen-i  Nesâî şerhi.)

    [7] "Yaş ve kuru ne varsa, müezzini işitince onu tasdik edecek ve onların bu tasdikinden dolayı da müezzine sevabı verilecektir."(Bknz: Sindî; Sünen-i  Nesâî şerhi.)

    [8] Nesâî rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.

    [9] Hadisin bu kısmı şöyle de açıklanabilir: "Tek başına namaz kılmamak ve sizinle safa durmak için sizi öndeki saftan çeken kardeşinize muvafakat edin ve onunla beraber arka safta kılın". (Avnu'l-Ma'bûd, Şerhu Sünen-i Ebî Dâvûd". 

    [10] Ebû Dâvûd rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.

    [11] Nesâî rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.

    [12] Ebû Dâvûd rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, hasendir' demiştir.

    [13] İbn-i Mâce rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.

    [14] Buhârî ve Müslim

    [15] İbn-i Mâce rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.

    [16] Ahmed rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.

    [17] Ahmed rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, hasendir' demiştir.

    [18] Müslim

    [19] Buhârî ve Müslim

    [20] Ahmed rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, hasendir' demiştir.

    [21] Tirmizî, Ebû Dâvûd ve İbn-i Mâce rivâyet rivâyet etmişler, Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.

    [22] Tirmizî rivâyet etmiş, Elbânî de "hadis, sahihtir' demiştir.