Tanımlama

Allah Teâlâ’nın, mü’min kulunu muhafazası türlüdür:
Birincisi:Allah Teâlâ’nın, kulunun, bedenini, çocuğunu, eşini ve malını muhafazası gibi dünya işleriyle ilgili korumasıdır.
İkincisi: Bu en şereflisidir.Allah Teâlâ’nın kulunu, dîni ve îmânı hakkında muhafaza etmesidir.

Ayrıntılı açıklama

Hamd, yalnızca Allah'adır. Salât ve selâm da Peygamberimiz Muhammed      -sallallahu aleyhi ve sellem-'edir.     

Allah Teâlâ'nın, mü'min kulunu muhafazası (koruması) türlüdür:

Birincisi:

Allah Teâlâ'nın, kulunun bedenini, çocuğunu, eşini ve malını muhafazası gibi dünya işleriyle ilgili korumasıdır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Onun önünde ve arkasında, Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır.”[1]

Abdullah b. Abbas -Allah ondan ve babasından râzı olsun- bu âyet hakkında şöyle demiştir:

“Onlar, Allah'ın emriyle onu koruyan meleklerdir.Kader geldiği zaman onu korurlar.”

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah ve akşam şöyle dua ederdi:

"Allah'ım! Beni, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden muhafaza et/koru." [2]

Kim, çocukluğunda ve kuvvetli zamanında Allah Teâlâ'nın hakkını muhafaza ederse, yaşlanıp kuvveti zayıfladığında da Allah Teâlâ onu muhafaza eder. Onu işitmesiyle, görmesiyle, kuvvetiyle ve aklıyla faydalandırır.

Allah Teâlâ, kulun sâlih olması sebebiyle ölümünden sonra da neslini muhafaza eder.

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

"Ve o ikisinin babası sâlih idi." [3]

Şüphesiz o iki kişi babalarının sâlih olması sebebiyle muhafaza edilmiştir.

Saîd b. el-Müseyyib -Allah ona rahmet etsin- oğluna şöyle demiştir:

"Şüphesiz senin muhafaza edilmen sûretiyle gözetileceğimi umarak namazımı artırıyorum."

Sonra şu âyeti okudu:

"Ve o ikisinin babası sâlih idi." [4]

Ömer b. Abdulaziz -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

"Bir mümin öldüğü zaman, Allah Teâlâ mutlaka onun geride kalan neslini korur."

İbn-i Münkedir -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

"Şüphesiz ki Allah, sâlih kimseyi, çocuğunu, torununu ve komşularını korur. Allah'ın koruması ve onların kötülüklerini örtmesi devam eder."

Şaşılacak şeylerdendir ki, Allah Teâlâ, tabiatında eziyet vericilik olan hayvanları bile, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in azatlı kölesi Sefîne'nin başından geçtiği gibi, eziyete karşı bir koruma yapmıştır. Sefîne'nin -Allah ondan râzı olsun- bineği parçalanınca bir adaya çıkmıştı. Birden orada bir arslan gördü. Onunla beraber yürümeye başladı ve aslan ona yol gösterdi. O durduğu zaman aslan çağırır gibi hareket ediyordu. [5]

Allah Teâlâ'nın emrini gözetmeyeni ise, o kimse fayda ümit etse bile, zarara veya sıkıntıya uğradığında Allah Teâlâ onu gözetmez.

Fudayl b. İyâd -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

"Şüphesiz ki Allah'a isyan ettiğimi, kölemin ve hayvanımın huysuzluk etmesinden anlayabiliyorum."

(Muhafazanın) İkincisi:

Bu en şerefli ve en kıymetli olanıdır. Allah Teâlâ'nın kulunu, dîni ve îmânı hakkında muhafaza etmesidir. Onu saptırıcı şüphelerden, haram olan şehvetlerden ve ölümü anında îmânsız gitmekten korur.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyuyacağı zaman şöyle derdi:

Senin isminle Rabbim, yanımı (vücudumu yatağıma) bıraktım ve senin irâdenle onu kaldırırım.Canımı alırsan ona rahmet et.Eğer geri gönderirsen, salih kullarını koruduğun gibi, onu da koru.”[6]

Yine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uyuyacağı zaman şöyle derdi:

“Allahım! Nefsimi sen yarattın ve onu sen öldürürsün. Nefsimin ölümü ve yaşaması, sana âittir. Eğer yaşatırsan onu koru, öldürürsen onu bağışla. Allahım! Senden âfiyet dilerim.”[7]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ömer b. Hattab'a -Allah ondan râzı olsun- şöyle duâ etmesini öğretmiştir:

"Allah'ım! Ayaktayken beni İslâm ile muhafaza et. Otururken beni İslâm ile muhafaza et. Yatarken beni İslâm ile muhafaza et. Beni düşmanın ve hasetçinin diline düşürme! Allahım! Anahtarları senin elinde olan her türlü iyiliği senden dilerim. Yine, anahtarları senin elinde olan her türlü kötükten sana sığınırım." [8]

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yolculuğa çıkmak istediğinde vedâ ederken şöyle derdi:

“Dînini, emânetini ve işlerinin âkibetini Allah’a emânet ederim.” [9]

"Bir şey Allah'a emânet edilirse, onu korur." [10]

Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in:

"Allah'ın hakkını gözet ki, O'nu önünde bulasın."[11] 

Sözünün anlamı şudur:

"Kim Allah'ın hududunu korur, haklarını gözetirse, bütün hallerinde Allah'ın yardımını, muhafazasını, muvaffak kılmasını ve desteğini yanında bulur.Şüphesiz ki Allah, takvâ sahipleriyle beraberdir. Onlar ki iyilik eden kimselerdir."

Katâde -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

"Kim, Allah'tan korkarsa, Allah onun yanında olur.Allah kimin yanında olursa, o, yenilmez bir ordu, uyumayan koruyucu ve sapmayan hidâyet edici ile beraber demektir." [12] 



[1] Ra'd Sûresi: 11

[2] Ahmed ve Tirmizî rivâyet etmişler, Elbânî de "Hadis, sahihtir" demiştir.

[3] Kehf Sûresi: 82

[4] Kehf Sûresi: 82

[5]  Bunu Taberânî ve sahih kaydıyla Hakim rivayet etmiştir. Zehebî, Hakim'in tashihini onaylamıştır.

[6] Buhâri ve Müslim

[7] Müslim

[8] Elbânî, "Sahîhu'l-Câmi'"de 'hadis, hasendir' demiştir.

[9] Ahmed ve Tirmizî rivâyet etmişler, Bkz. Sahîh-i Tirmizî: 2/155).

[10] Elbânî, "Sahîhu'l-Câmi'"de 'hadis, sahihtir' demiştir.

[11] Tirmizî; Bkz. "Sahîh-i Tirmizî": (4/667).

[12] Bkz.: "Câmiu'l-Ulûm vel-Hikem; s: 465-471

Görüşün Bizim İçin Önemli