Namazın Önemi

Download
Site Yetkilisine Mesaj Yaz

Ayrıntılı açıklama

NAMAZ.. 2

Namazın Tarifi 2

Allah'ın En Sevdiği Namaz: 6

 NAMAZ

Hamd, âlemlerin Rabbi Alah'adır. Salât ve selâm, peygamberlerin sonuncusu Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'a, onun ailesine, sahâbilerine ve kıyamet gününe kadar onun dostu olanlaradır.

Namazın, İslâm'da büyük bir önemi ve hiçbir ibadetin ona denk olmadığı, bir mevkii vardır. O, ilk farz kılınan ibadettir. Tevhid'den sonra, İslâm'ın en önemli esasıdır. Amellerin en faziletlisi ve Allah tarafından en çok sevilenidir. Allah Kitab'ında onun şanını yüceltti, onu ve onu kılanları şereflendirdi. Diğer ibadetler arasında özellikle onu zikretti, kullarına onu tavsiye etti. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem onu, kendi gözünün aydınlığı ve ruhunun rahatlatıcısı yaptı. Ashabına namazın faziletini öğretti, böylece onların hem kalpleri hem organları haşyetle doldu, davranışları düzeldi, ahlakları güzelleşti, bundan dolayı onlar önderler ve liderler oldular.

Sahih ve huşulu bir namazın, ümmeti zafere götüren en belirgin sebeplerden olduğunda kuşku duymuyoruz. Çünkü o, umulana ermenin korkulandan emin olmanın yolu ve iki cihanda kurtuluşun sebebidir.

Buna dayanarak, namazı tarif etmek, önemini belirtmek ve onda gevşeklik göstermeme konusunda uyarıda bulunmak için bu kısa risaleyi yazmaya karar verdik.

Yüce Allah'tan, bu risaleyi okuyanlara dinleyenlere, basıp dağıtanlara yararlı kılmasını dilerim. O, çok iyi duyan ve cevap verendir. [1]

 Namazın Tarifi

Namaz (salât)ın dildeki asıl anlamı, duadır. Meselâ Arapça "Sallâ aleyhi" yani ona hayır duada bulundu denilir.

Allah'ın salâtı, temize çıkarmak ve övmek; meleklerin salâtı ise dua demektir.

Namaz (salât) dinî bir terim olarak, farz ve sünnetleriyle, rükû, secde, kıyâm, istikbal-i kıble gibi belirli hareketleri olan, Allah'a mahsus bir ibadettir. Birtakım şartları, rükünleri, farz ve sünnetleri vardır.

Namaz, dini ayakta tutan direktir. Direk yıkılırsa, ona dayanan yapı da yıkılır. O, Allah'ın farz kıldığı ilk ibadettir, en büyük bedeni ibadettir. Allah'ın onu, diğer ibadetler gibi yeryüzünde ve Cebrail vasıtasıyla farz kılmaması, derecesinin yüksekliğini göstermektedir. Allah onu, kendisiyle Peygamber'i Sallallahu aleyhi vesellem arasında bir vasıta olmaksızın farz kılmıştır. Bu ise Miraç gecesi, yedi kat göğün üstünde olmuştu. Önemi sebebiyle yüce Allah onu elli vakit olarak farz kılmış, sonra onu bir gün ve gecede (24 saatte) beş vakte indirmiştir. O, fiiliyatta beş olmakla birlikte mizanda ellidir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Gerçekten ben, (evet) ben Allah'ım. Benden başka ilâh yoktur. Onun için bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl." (Tâhâ, 20/14)

"Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin, hayır işleyin ki felâh bulabilesiniz." (Hac, 22/77)

"Namaz, müminler üzerine belirli vakitlerde yazılı bir farzdır." (Nisâ, 4/103)

"Söyle iman etmiş olan kullarıma, namazı kılsınlar." (İbrahim, 14/31)

Peygamberimiz Sallallahu aleyhi vesellem de şöyle buyurmuştur:

"İşin başı İslâm, direği namaz, zirvesi de cihattır."[2]

"İslâm, beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan ayında oruç tutmak, imkân bulanın Beyt'i haccetmesi."[3]

Namaz, erkek veya kadın, hür veya köle, zengin veya fakir, mukim (ikamet eden) veya yolcu, sağlıklı veya hasta, ergenlik çağına ulaşmış, akıllı her müslümana farzdır. Aklı yerinde olduğu sürece, hastadan ölünceye kadar namaz kılma yükümlülüğü kalkmaz. O, bir gün ve gecede (24 saatte) beş defadır. Yüce Allah şöyle buyurur:

"Namaz, müminler üzerine belirli vakitlerde yazılı bir farzdır." (Nisâ, 4/103)

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem Muâz'ı Radıyallahu anh Yemen'e gönderirken şöyle buyurmuştu:

“Onlara, Allah'ın her gün ve gecede beş vakit namazı farz kıldığını bildir."[4]

Beş vakit namaz şunlardır:

1- Sabah namazı: İki rekattır. Vakti, sabahın aydınlığının güneşin doğduğu yerde ortaya çıkmasından yani fecr-i sadığın (sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan aydınlık) doğmasından başlar. Güneşin doğuşuna kadar sürer. Son vaktine kadar geciktirilmesi caiz değildir.

2- Öğle namazı: Dört rekattir. Vakti, güneşin tepe noktasını geçip batıya doğru kaymasından başlar, her şeyin gölgesi, zevalin gölgesinden sonra bir misli oluncaya kadar devam eder.

3- İkindi Namazı: Dört rekattır. Vakti, öğlenin vaktinin sona ermesinden sonra başlar, güneşin sararmasına kadar sürer, zaruret dışında, son vaktine kadar geciktirilmesi caiz değildir.

4- Akşam namazı: Üç rekattir. Vakti, güneşin yuvarlağı battıktan hemen sonra başlar ve şafak kızıllığının kaybolmasıyla sona erer. Ancak; zaruretten dolayı son vaktine bırakılabilir.

5- Yatsı namazı: Dört rekattır. Vakti akşam namazının vakti sona erdikten sonra başlar, gece yarısına kadar sürer. Ondan sonrasına bırakılmaz.

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Öğlenin vakti, güneş zevale vardığı zamandan başlayarak, bir kimsenin gölgesi uzunluğu kadar oluncaya kadar yani ikindinin vakti girmediği müddetçedir, ikindinin vakti güneş sararmadığı müddetçedir, akşam vakti şafak kaybolmadığı müddetçedir. Yatsı namazının vakti mutedil uzunluktaki gecenin yarısına kadardır; sabah namazının vakti tan yeri ağardıktan sonra, güneşin doğmasına az kalıncaya kadar devam eder."[5]

Bu arada, beş vakit farz namazlarla birlikte kılınan revâtib sünnetleri, teheccüd namazı, vitir namazı, teravih namazı, iki rekattır kuşluk namazı, iki rekatlık tahıyyetu'l-mescid, iki rekat abdest namazı, tövbe namazı, yolculuktan dönenin kıldığı namaz, istihare namazı, küsüf ve Hüsûf namazları (Güneş ve ay tutulması esnasında kılınan namaz), Cumanın sonraki sünneti, Beyti atîki tavaftan sonra kılınan iki rekatlik namaz, ezanla Kâmet arasında kılınan namaz gibi sünnet ve müstehap olan namazlar vardır.

Namazın bazı şartları vardır. Bunların namaz kılanda bulunması gerekir. Namaz kılan bunlardan birisini terkederse, namazı olmaz:

1- Müslüman olmak: Kâfirin namazı geçersizdir.

2- Akıllı olmak: Akılsız olana namaz farz değildir.

3- Ergenlik çağına ulaşmak: Bülûğa ermedikçe çocuğa namaz farz değildir.

4- Küçük ve büyük hadesten taharet: Küçük hades, abdesti gerektiren her şeydir. Büyük hades, cünüplükten dolayı gusletmeyi (boy abdesti) almayı gerektiren her şeydir.

5- Beden, elbise ve namaz kılınacak yerin temiz olması.

6- Vaktin girmesi: Namaz ancak vakti girince farz olur. Vakti girmeden kılınırsa geçersizdir.

7- Setr-i avret: Avret yerlerinin temiz elbiselerle örtülmesidir.

8- Niyet: Niyetin yeri kalptir. En iyisi, iftitah tekbiriyle birlikte yapılmasıdır.

9- İstikbal-i Kıble (namaz kılarken kıbleye yönelmek): Kıble, Mekke-i mükerreme'deki Kâbe'dir.

Namaz, kalpteki inanç, dildeki konuşma, kıraat, tesbih getirme, tehlîl (lâ ilâhe illa'llah demek) ve tekbir (Allahu ekber demek), rükû ve secde gibi organlarla yapılan davranışlardan tutun da, necasetlerden maddi temizliğe ve şirk ve küfürden manevî temizliğe kadar, kulluğun bütün türlerini kapsar.

Namazın bazı rükünleri vardır. Bunlar: Kıyâm iftitah tekbiri (namaza başlarken "Allahu ekber" demek), Fatiha'yı okumak, rükû ve ondan doğrulmak, yedi organ (alın ve burun, eller dizler ve ayak parmakları) üzerinde secde yapmak, secdeden doğrulmak, iki secde arasında oturmak, bütün rükünlerde tume'nine (bir miktar beklemek), tertîb, son teşehhüt ve onun için oturmak, Peygamber'e Sallallahu aleyhi vesellem salât getirmek ve iki defa selâm vermek.

Namaz, ergenlik çağına ulaşmış ve akıllı müslümana, korku, hastalık ve yolculuk durumunda bile, her türlü halinde farzdır. İster yatakta, ister oturarak ister yatarak, gücünün yettiği şekilde namazı kılar, Hatta sadece, gözü veya kalbiyle işaret etmek suretiyle kılabiliyorsa, öyle yapar. Aklı olduğu sürece, namaz yükümlülüğü üzerinden düşmez.

Namaz, kulun yüce Rabbi'yle kurduğu bir irtibattır. Sen gizlice konuşmak üzere Rabbinin huzurunda durursun, o da seninle konuşur, ona dua edersin, o da duanı kabul eder. Müslümanın namazı temiz olarak eda etmesi; her gün, Rabbinin huzurunda temiz, huşûlu, itaatkar ve mütevazi olarak, nimetlerinden dolayı Allah'a şükretmek, kendisine lûtfetmesini istemek ve günahlarının bağışlanmasını dilemek üzere durması gerekir.

Namazın anahtarı, bedenin, elbisenin ve namaz kılınacak yerin temiz olması, hadeslerden temizliktir. Onda huşûlu olmak ve kalp huzuru şarttır.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Namazlara dikkat edin, özellikle orta namaza ve kalkın Allah için divan durun." (Bakara, 2/238)

"Gerçekten felah buldu müminler. onlar namazlarında huşûludurlar." (Müminûn, 23/1-2)

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Hiçbir müslüman yoktur ki farz bir namazın vakti geldiğinde, o namazı güzel bir abdest alarak huşûsuna ve rükûsuna dikkat ederek kılsın da büyük günah işlemedikçe, o namaz ondan önceki günahların kefareti olmasın. Bu, her zaman için böyledir"[6]

Abdullah b. eş-Şihhîr şöyle demiştir:

"Rasûlullah'ı Sallallahu aleyhi vesellem namaz kılarken gördüm. Ağlamaktan dolayı, göğsünde, tencere sesi gibi bir ses vardı"[7]

Namaz, vücut temizliğiyle başlar ve ruh temizliğiyle sona erer. Kim onu hakkıyla eda ederse, Allah'ın onu cennete koymaya sözü vardır. Onu yerine getirmeyenlere sözü yoktur. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Beş vakit namazı, Allah kullara farz kılmıştır. Bunları yerine getirip hiçbirini kaçırmayan ve bu namazların hakını hafife almayan kimseyi Allah cennete koymaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler hakkında böyle bir sözü yoktur. Dilerse azap eder, dilerse onu cennete koyar"[8]

Namaz, edepsizlikten ve kötü şeylerden alıkoyar. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"O kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. Çünkü namaz, kötü ve iğrenç şeylerden meneder. Elbette Allah'ı anmak, en büyük ibadettir. Allah, ne yaptığınızı bilir" (Ankebut, 29/45)

Namaz, günahları örter, Allah iki namaz arasındaki ve önceki günahları, onun sayesinde bağışlar.

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Büyük günah işlenmedikçe, beş vakit namaz kendi aralarında, cuma namazı diğer cumaya kadar, Ramazan öbür Ramazan'a kadar, arada işlenen günahları örterler."[9]

"Hiçbir müslüman yoktur ki farz bir namazın vakti geldiğinde, o namazı güzelce abdest olarak huşû ve rükû ile kılsın da, büyük günah işlemedikçe o namaz ondan önceki günahların kefareti olmasın. Bu, her zaman için böyledir."[10]

Yüce Allah namazla dereceleri yükseltir ve günahları yok eder. Onu beklemek, Allah yolunda nöbet tutmak demektir. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Size, Allah'ın günahları ne ile sildiğini ve dereceleri ne ile yükselttiğini bildirmemi ister misiniz?" Sahabiler:

“Elbette”, dediler. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem:

"Güçlüklere rağmen, güzelce abdest almak, mescidlere giden adımları çoğaltmak ve namazdan sonra öbür namazı beklemek. İşte sizin Allah yolunda nöbet tutmanız budur. İşte sizin Allah yolunda nöbet tutmanız budur."[11]

Namaz, Cennette, Nebi Sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte olma sebeplerinin en önemlilerindendir.

Rabia b. Kâb el -Eslemî Radıyallahu anh şunu anlattı: Bir gece Rasûlullah'ın yanında kaldım. Ona abdest suyunu ve ihtiyaç duyduğu şeyleri getirdim. Bana:

"Benden bir şey iste" dedi. Ben de:

“Cennette seninle birlikte olmak isterim”, dedim. O:

"Bundan başka bir şey de olabilir" dedi. Ben:

“Onu istiyorum”, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem:

"O zaman çok secde etmek suretiyle bana yardımcı ol" dedi. [12]

Namaz, kıyamet günü, hakkıda sorgu yapılacak şeydir.

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Kıyamet günü, kulun ilk hesaba çekileceği şey, namazdır. Eğer o düzgün olursa, diğer amelleri de düzgün olur, şayet o bozuk olursa, diğer amelleri de bozuk olur."[13]

Namaz, dünyadan ayrılırken ve ölümüne sebep olan hastalığında son nefeslerini alıp verirken, Peygamber'in yaptığı son tavsiyeydi. O şöyle diyordu:

"Namaza ve sağ ellerinizin sahip olduklarına önem verin, onları ihmal etmeyin."[14]

Allah bize namaza dikkat etmemizi emretmiştir. Yüce Allah şöyle buyurdu:

"Namazlara dikkat edin, özellikle orta namaza... kalkın Allah için divan durun" (Bakara, 2/238)

"Gerçekten felâh buldu müminler. Onlar namazlarında huşûludurlar." (Müminun, 23/1, 2)

Namaz, dinden gidecek olanların sonuncusudur. Dinin son şeyi giderse, ondan hiçbir şey kalmaz. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"İslam'ın kulpları birer birer yıkılacak, bir kulp yıkılınca, insanlar sonrakine tutunacaklar, bunların ilk yıkılanı, yönetim, sonuncusu da namazdır"[15]

Allah bizi namazı ihmal etmekten sakındırmış ve ihmal edenlerle ona karşı gevşek davrananları yermiştir. Yüce Allah onu ihmal edenlerin sonunu şu sözlerle bildirdirmiştir:

"Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı ihmal ettiler, şehvetlerine uydular. Onlar kötülük bulacaklardır." (Meryem, 19/59)

"Her can, kazandığıyle (Allah katında) rehin alınmıştır. Yalnız kitapları sağdan verilenler hariç, onlar cennetler içinde sorarlar: Suçluların durumunu: "Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?" Onlar da derler ki "Biz namaz kılanlardan olmadık." (Müddesir, 74/38-43)

"O gün gerçek ortaya çıkar ve secdeye davet edilirler; o vakit güçleri yetmez. Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur. Halbuki o secdeye onlar sağ salimken davet olunuyorlardı." (Kalem, 68/42-43)

Namaz, müslümanın parolası, müminin alâmetidir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar ve zekâtı verirlerse, sizin din kardeşinizdirler. biz bilen bir kavme âyetleri böyle uzun uzun açıklıyoruz." (Tevbe, 9/11)

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Kişi ile küfür arasındaki fark, namazı terketmektir." [16]

Yine Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Bizlerle onların (münafıkların) arasındaki ahit, namazdır. Kim onu terkederse kâfir olur."[17]

Namazı terkedenin İslâm'dan nasibi yoktur. Kasıtlı olarak onu terkeden kâfir olur. Yüce Allah şöyle buyurdu:

"Yalnız ona yönelin ve O'ndan korkun; namazı kılın ve Allah'a ortak koşanlardan olmayın." (Rûm, 30/31)

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Hiçbir farz namazı bile bile bırakma. Çünkü kim bir farz namazı kasıtlı olarak (yani unutmak gibi meşru bir mazeret olmaksızın) bırakırsa zimmet kendisinden uzaklaşmış olur."[18]

Abdullah b. Ömer Radıyallahu anh bir gün, Rasûlullah'a Sallallahu aleyhi vesellem namazdan bahsetti, Hz. Peygamber de şöyle buyurdu:

"Kendisine dikkat edene namaz, kıyamet gününde nur, delil ve kurtuluş vesilesi olur. Kim namaza dikkat etmezse, onun için ne bir nur, ne bir delil ne de kurtuluş vardır. O kimse, kıyamet günü, Kârun, Firavun, Hamân ve Ubeyy b. Halef'le birliktedir"[19]

Yüce Allah bizi, onun vaktini geciktirmemeye teşvik eti; namazı geciktiren ve vaktinde kılmayı ihmal edenlere azap edeceğini söyledi. O şöyle buyurdu:

"Şu namaz kılanların vay haline! ki onlar, namazlarından gaflet ederler." (Mâûn, 107/2-5)

Âyette geçen "gaflet edenler", çıkıncaya kadar namazın vaktini geciktirenlerdir. Ya onu tamamen terkedenin hali nicedir!

Abdullah b. Mes'ûd Radıyallahu anh şu rivayet eti: Rasûlullah'a:

“Yüce Allah hangi ameli daha çok sever?” diye sordum. O da şöyle cevap verdi:

"Vaktinde namaz kılmayı"[20]

Yüce Allah bize, küçük çocukların namaza alışmış olarak yetiştirilmelerini ve on yaşına geldiklerinde, namaza dikkat etmezlerse dövülmelerini emretmiştir. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

“Çocuklarınıza yedi yaşına gelince, namaz kılmalarını emredin, on yaşına geldiklerinde bu yüzden onları dövün."[21]

Bir namazı kaçıran, ailesini malını kaybetmiş gibi olur. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Kim bir namazı kaçırırsa, o ailesini ve malını kaybetmiş gibidir."[22]

Namaz, kulun dünya ve ahiretteki yolunu aydınlatan ışık ve kurtarıcıdır.

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Temizlik imanın yarısıdır. El-Hamdulillah mizanı doldurur, "Subhanallah" ve "el-Hamdulillahı" göklerle yerin arasını doldurur, namaz nurdur, sadaka (zekat) delildir. Sabır ışıktır. Kur'an, senin lehine ve aleyhine olan hüccettir (kanıttır)."[23]

Namaz, Allah'ın rahmetinin inme sebeplerinden birisidir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Namazı kılın, zekâtı verin, Peygamber'e itaat edin ki rahmete erdirilesiniz." (Nûr, 24/56)

Hayatın sıkıntılarına sabretmek, ancak namaza dikkat edenlerin dayanabileceği bir şeydir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır. Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır. Kendisine hayır dokundu mu (yoksullara) yardım etmez (sıkı sıkı tutar). Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır. Onlar ki, namazlarını sürekli kılarlar." (Meâric, 70/19-23)

Namaz, sıkıntı ve güçlüklerde kula yardım demektir.

Yüce Allah şöyle buyurdu:

"Sabırla, namazla (Allah'tan) yardım dileyin, şüphesiz bu, (Allah'a) saygı gösterenlerden başkasına ağır gelir." (Bakara, 2/45)

Rasûlullah'ı birşey üzdüğünde veya müslümanların başına bir musibet geldiğinde, namaz kılar ve şöyle derdi:

"Bilâl! Kalk. Bizi namazla rahatlat."[24]

Namaz, rahatlık, huzur ve mutluluk demektir. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyururdu:

"Benim mutluluğum namazdadır."[25]

Huşu ile ve alçak gönüllü bir şekilde kılınan namaz, müslümanı Allah'a yaklaştırır, iğrenç ve kötü şeylerden meneder. Onda Allah azze ve celle'yi anmak, ruhun cesetteki konumu gibidir. Yüce Allah şöyle buyurdu:

"Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. Çünkü namaz, kötü ve iğrenç şeylerden meneder. Elbette Allah'ı anmak, en büyük ibadettir. Allah ne yaptığınızı bilir." (Ankebût, 29/45)

Mescidlerde cemaatle birlikte namaz kılmak -şer'î bir özür bulunması hali hariç- bütün müslüman erkeklere farzdır.Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber (Allah'ın huzurunda eğilenlerle beraber) eğilin." (Bakara, 2/43)

Cemaatle camide namaz kılmak, cennete girme sebebidir. Nitekim bunu Nebi Sallallahu aleyhi vesellem haber vermiştir: "Kim (namaz için) mescide gider gelirse, her gidip gelişinde, Allah ona cennetteki konağını hazırlar"[26]

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür."[27]

Beş vakit namazın farzları dışında, müslümanın en faziletli namazı evinde kıldığıdır. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Cemaat! Evlerinizde de namaz kılın. Çünkü farz namaz dışında, kişinin kıldığı en faziletli namaz evinde kıldığıdır."[28]

Beş vakit namaz günahları siler.

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Ne dersiniz? Sizden birinin kapısı önünden bir nehir aksa ve o kişi, her gün beş defa bu nehirde yıkansa, kendisinde kir diye bir şey kalır mı?" Sahabiler:

“Böyle birisinin bedeninde hiç kir kalmaz”, dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Beş vakit namaz da böyledir. Yüce Allah bu namazlar sebebiyle kulun hatalarını siler." [29]

Yine Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Beş vakit namaz aralarındaki (günahlara) kefarettir."[30]

Namazdan sonra namazı beklemek, meleklerin namaz kılanlar için af dilemelerine sebeptir. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Sizden biri, namazdan ayrılmadığı sürece hep namazda gibidir. Namaz kıldığı yerden kalkıp gitmediği veya abdesti bozulmadığı sürece melekler şöyle derler: Allah'ım! Onu bağışla ve ona acı."[31]

 Allah'ın En Sevdiği Namaz:

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Allah'ın en sevdiği namaz, Davud'un namazıdır. O, gecenin yarısında uyur. Üçte birini namazla geçirirdi ve son altıda birisini uyurdu."[32]

Müslüman kardeşim! Revatib denilen nafile namazları unutma. Bunların da büyük fazileti vardır. Nitekim, bir gün bir gecede on iki rekat (nafile) namaz kılan için, cennette bir köşk yapılır. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Hiçbir müslüman kul yoktur ki, Allah için, her gün farzın dışında, nafile olarak on iki rekat namaz kılsın da Allah ona cennette bir ev yapmasın."[33]

Güzelce bir abdest almanın ve ona devam etmenin, günahlara kefaret olduğunu, günahları, vücuttan çıkardığını ve onun sebebiyle dereceleri yükselttiğini de unutma. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Bir müslüman güzel bir abdest aldıktan sonra namaz kılsın da Allah bununla ondan sonraki namaz arasındaki günahları affetmesin."[34]

"Kim böyle bir abdest alırsa, günahları bağışlanır. Onun namazı ve camiye kadar yürümesi nafile olur."[35]

"Kim güzel bir abdest alırsa günahları, tırnaklarının altından çıkacak şekilde, vücudundan çıkar gider."[36]

Her müslümanın, ister imam, ister cemaat, ister tek başına olsun, Hz. Peygamber'in "Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, öyle namaz kılın."[37] sözüne göre hareket etmek için, onun namaz kılmadaki usulüne dikkat etmesi gerekir.

Namazında, Peygamber'inin Sallallahu aleyhi vesellem yolunda yürüdüğünü hisseden kul, ona uymuş olmanın tadını duyar. Hangi sevgi, Rasûllah'in adımlarını takip etmekten daha büyüktür?

Yüce Allah aziz kitabında şöyle buyurmuştur:

"Ey Peygamber De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Bağışlayan esirgeyendir" (Âl-i İmrân: 3/31)

Ebû Eyyûb el-Ensârî Radıyallahu anh şöyle demiştir: Rasûlullah'ın Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurduğunu duydum: "Kim emredildiği şekilde abdest alır ve emredildiği şekilde namaz kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır."[38]

Namaz kılmakla şu sonuçlar elde edilir: Rahatlık, huzur, mutluluk, ruh temizliği, günahların örtülmesi, sevapların artması, derecelerin yükselmesi, çirkin ve kötü şeylerden uzak olma, her zaman yüce Allah'la irtibat halinde olma.

Allah Peygamber'imiz Muhammed'e, ailesine sahabîlerine salât ve selâm etsin. [39]

[1] Abdullah Yolcu, Namaz, Guraba Yayınları El Broşürleri.

[2] Tirmizî.

[3] Buhârî ve Muslim

[4] Buhârî.

[5] Muslim.

[6] Muslim.

[7] Sahihtir. Ebû Dâvud.

[8] Sahihtir. Ebû Dâvud.

[9] Muslim.

[10] Muslim.

[11] Muslim

[12] Muslim

[13] Sahîhu'l-Câmi': 2537.

[14] Sahihtir. İbn Mâce.

[15] Sahihtir. İmam Ahmed.

[16] Muslim

[17] Sahihtir. Tirmizî.

[18] Sahihtir. İbn Mâce.

[19] Sahihtir. İmam Ahmed.

[20] Müttefekun aleyh.

[21] Sahihtir. Ebu Dâvud.

[22] Sahihu't-Terğib ve't-terhib: 576.

[23] Muslim.

[24] Sahihtir. Ebû Dâvud.

[25] Sahihtir. Nesâî.

[26] Muslim.

[27] Buhârî.

[28] Buhârî.

[29] Muslim.

[30] Sahihu't-Terğib ve't-terhib.

[31] Buhârî.

Abdullah Yolcu, Namaz, Guraba Yayınları El Broşürleri.

[32] Muslim.

[33] Muslim.

[34] Muslim.

[35] Muslim.

[36] Muslim.

[37] Buhârî.

[38] Sahihtir. Nesâî.

[39] Abdullah Yolcu, Namaz, Guraba Yayınları El Broşürleri.

Görüşün Bizim İçin Önemli