Terâvih namazının hükmü

Tanımlama

Değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn’in cevapladığı sorunun metni şöyledir: Terâvih namazının hükmü nedir? Dünya ticaretine daldıkları, bazen oyun ve eğlence ile vakit kaybettikleri için bu büyük fazileti terk edenlerin durumu hakkında ne dersiniz?

Download
Site Yetkilisine Mesaj Yaz

Ayrıntılı açıklama

    TERÂVİH NAMAZININ HÜKMÜ

    ] Türkçe – Turkish – تركي [

    Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn

    Terceme: Muhammed Şahin

    Tetkik: Ali Rıza Şahin

    2011 - 1432

    ﴿ حكم صلاة التراويح ﴾

    « باللغة التركية »

    عبد الله بن عبد الرحمن الجبرين

    ترجمة: محمد مسلم شاهين

    مراجعة: علي رضا شاهين

    2011 - 1432

    Soru:

    Terâvih namazının hükmü nedir?

    Dünya ticaretine daldıkları, bazen oyun ve eğlence ile vakit kaybettikleri için bu büyük fazileti terk edenlerin durumu hakkında ne dersiniz?

    Cevap:

    Terâvih namazı, Ramazan gecelerinde yatsı namazından sonra kılınan bir namazdır. Sünneti müekkededir.

    Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu sözü buna delâlet etmektedir:

    "Kim, îmân ederek ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan gecelerini ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır."

    Ramazanı ihya etmek, gecenin evvelinde ve sonunda kılınan namazı kapsar.Terâvih,namazı kılmak da Ramazan gecesini ihya etmek türünden bir ibâdettir.

    Allah Teâlâ mümin kullarını anlatırken onların geceleyin kalkıp namaz kılmakla nitelendirmiştir.

    Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    "Onlar Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir."[1]

    Başka bir âyette şöyle buyurmuştur:

    "Onlar geceleri pek az uyurlardı."[2]

    Bu namazı sonuna kadar imamla birlikte kılmak müstehaptır.

    Nitekim İmam Ahmed ve sünen sahipleri, sahih bir senedle Ebu Zerr’den -Allah ondan râzı olsun- şöyle rivâyet etmişlerdir:

    "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

    -Kim, terâvih namazını sonuna kadar imamla birlikte kılarsa, ona geceyi ibâdetle geçirmiş olmanın sevabı yazılır."

    İmam Ahmed -Allah ondan râzı olsun- bu hadisle amel ederek imamla birlikte namazı bitirmeden ayrılmazdı.

    Şüphesiz bu büyük mevsimde bu ibâdeti yerine getirmek, İslâm dininin sembollerinden, itaat ve ibâdetin en faziletlilerinden ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetlerinden biri olarak kabul edilir.

    Nitekim Abdurrahman b. Avf, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den şu sözü nakletmiştir:

    "Şüphesiz Allah -azze ve celle- size Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de size onun gece kılınan namazını sünnet kıldım."

    Bu sünnetin ihyası ve ortaya konmasında büyük bir ecir vardır ve amellerin sevabını kat kat arttırır. Bazı haberlerde şöyle gelmiştir:

    "Gökte sayısını Allah -azze ve celle-'den başka kimsenin bilmediği melekler vardır. Ramazan girdiği zaman terâvih namazında Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetiyle beraber bulunmak için Rablerinden izin isterler. Kim onlara değerse veya onlar kime dokunursa bir daha ebediyyen bedbaht olmayacak bir mutluluğa erişir."

    Bir müslüman bu büyük sevabı nasıl kaçırır? İşiyle veya ticaretle meşgul olmak veya hiçbirisi Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar değeri olmayan dünya malını servet olarak biriktirmek için bu ibâdeti nasıl terk eder?

    Bu namazdan uzak duran ve kendi malları ve sanatlarıyla meşgul olan bu kişiler elde edecekleri az miktardaki dünyevi kar ve kazanç ile kaçıracakları uhrevi iyiliklerin ve sevapların arasındaki farkı ve bu mübarek aydaki amellerin kat kat arttırılacağını bilmezler.

    Pek çok kişi Ramazan gecelerinde dünyevi amellerle meşgul olurlar ve bunu her zamanki gibi dünyevi amellere yönelme mevsimi olarak görürler. Artık dünyalık mal ve kazancın artması için birbirleriyle yarış eder hale gelirler ve seleften bazılarının şu sözünü unuturlar:

    "Dünya için seninle yarışan birini gördüğün zaman, sen onunla âhiret için yarış."

    & & & & & &

    [1] Furkan Sûresi: 64

    [2] Zâriyât Sûresi: 17

    Görüşün Bizim İçin Önemli