Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’den Şehâdetle İlgili Bazı Hadisler

Tanımlama

Gazze’de zulme uğrayan kardeşlerimizle dayanışmak ve orada katledilen müslüman kardeşlerimizin şehitler olduklarını Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in hadislerinden derlediğim bu hadislerle müjdelemek istedim.Allahım! Onları şehitler olarak kabul et. Amin...

Download
Site Yetkilisine Mesaj Yaz

Ayrıntılı açıklama

 PEYGAMBER

 -SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM-'DEN ŞEHÂDETLE İLGİLİ BAZI HADİSLER

] Türkçe [

بعض أحاديث النبي ^ عن الشهادة

[باللغة التركية ]

Hazırlayan

Muhammed Şahin

إعداد: محمد شاهين

Tetkik: Ümmü Nebil

مراجعة: أم نبيل

Rabva Semti İslâmî Dâvet Bürosu - Riyad

المكتب التعاوني للدعوة وتوعية الجاليات بالربوة بمدينة الرياض

1430 - 2009

((مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الشَّهَادَةَ بِصِدْقٍ، بَلَّغَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ، وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ.)) [رواه مسلم]

"Kim, Allah'tan samimi olarak şehâdeti isterse, yatağında ölse bile, Allah onu şehitlerin makamlarına ulaştırır/eriştirir. (Yani Allah yolunda öldürülmese bile şehitlerin sevaplarından kendisine de verilir.)"[1]

(( مَا تَعُدُّونَ الشَّهِيدَ فِيكُمْ؟ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ! مَنْ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ شَهِيدٌ. قَالَ: إِنَّ شُهَدَاءَ أُمَّتِي إِذًا لَقَلِيلٌ. قَالُوا: فَمَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: مَنْ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ مَاتَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ مَاتَ فِي الطَّاعُونِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ مَاتَ فِي الْبَطْنِ فَهُوَ شَهِيدٌ.)) [ رواه مسلم ]

"(Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına):

- Sizler içinizde kimi şehit sayıyorsunuz? dedi.

(Sahâbe:)

- Ey Allah’ın Rasûlü! Allah yolunda öldürülen kimse şehittir, dediler.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

- Öyleyse ümmetimin şehitleri oldukça az olur.

(Sahâbe:)

- O halde onlar kimlerdir ey Allah’ın elçisi? Dediklerinde, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

- Allah yolunda öldürülen, şehittir. Allah yolunda ölen, şehittir. Taundan (vebâ hastalığından) ölen, şehittir.Karın hastalığından ölen, şehittir."[2]

(( مَا تَعُدُّونَ الشَّهِيدَ فِيكُمْ؟ قَالُوا: مَنْ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. قَالَ: إِنَّ شُهَدَاءَ أُمَّتِي إِذًا لَقَلِيلٌ. الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهَادَةٌ، وَالْبَطَنُ شَهَادَةٌ، وَالْغَرَقُ شَهَادَةٌ، وَالنُّفَسَاءُ شَهَادَةٌ، وَالطَّاعُونُ شَهَادَةٌ.)) [ رواه أحمد ]

"(Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına):

- Sizler içinizde kimi şehit sayıyorsunuz? dedi.

(Sahâbe:)

- Allah yolunda öldürülen kimsedir, dediler.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

- Şüphesiz o zaman ümmetimin şehitleri oldukça az olur.

- Allah yolunda öldürülmek, şehâdettir.Karın hastalığından ölmek, şehâdettir. (Suda) boğularak ölmek, şehâdettir. Loğusalık halinde (doğum anında) ölmek, şehâdettir.Taundan (vebâ hastalığından) ölmek, şehâdettir."[3]

(( وَمَا تَعُدُّونَ الشَّهَادَةَ؟ قَالُوا: الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ×: الشَّهَادَةُ سَبْعٌ سِوَى الْقَتْلِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ الْمَطْعُونُ شَهِيدٌ وَالْمَبْطُونُ شَهِيدٌ وَالْغَرِيقُ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ الْهَدَمِ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ ذَاتِ الْجَنْبِ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ الْحَرَقِ شَهِيدٌ وَالْمَرْأَةُ تَمُوتُ بِجُمْعٍ شَهِيدَةٌ.)) [ رواه أحمد والنسائي وأبو داود]

"(Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına):

- Sizler şehâdeti nasıl sayıyorsunuz? dedi.

(Sahâbe:)

- Allah -azze ve celle-'nin yolunda öldürülmektir, dediler.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

- Şehâdet, Allah -azze ve celle-'nin yolunda öldürülmenin dışında yedi sınıftır (bundan başka yedi türlü şehâdet vardır):

Taundan (vebâ hastalığından) ölen, şehittir. Karın hastalığından ölen, şehittir. (Suda) boğularak ölen, şehittir.Yıkıntı (veya göçük) altında kalarak ölen, şehittir. Zâtü'l-Cenb (Plörezi)[4] hastalığından ölen, şehittir. (Yangında) yanarak ölen, şehittir. Karnında çocuğuyla (hamile iken) ölen kadın, şehittir."[5]

(( مَا تَعُدُّونَ الشَّهَادَةَ؟ قَالُوا: قَتْلٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ×: الشَّهَادَةُ سَبْعٌ، سِوَى الْقَتْلِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ: الْمَطْعُونُ شَهِيدٌ، وَالْغَرِقُ شَهِيدٌ، وَصَاحِبُ ذَاتِ الْجَنْبِ شَهِيدٌ، وَالْمَبْطُونُ شَهِيدٌ، وَصَاحِبُ الْحَرْقِ شَهِيدٌ، وَالَّذِي يَمُوتُ تَحْتَ الْهَدْمِ شَهِيدٌ، وَالْمَرْأَةُ تَمُوتُ بِجُمْعٍ شَهِيدَةٌ.)) [ رواه أحمد ]

"(Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına):

- Sizler şehâdeti nasıl sayıyorsunuz? dedi.

(Sahâbe:)

- Allah yolunda öldürülmektir, dediler.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

- Şehâdet, Allah yolunda öldürülmenin dışında yedi sınıftır (bundan başka yedi türlü şehâdet vardır):

Taundan (vebâ hastalığından) ölen, şehittir. (Suda) boğularak ölen, şehittir. Zâtü'l-Cenb (Plörezi) hastalığından ölen, şehittir. Karın hastalığından ölen, şehittir. (Yangında) yanarak ölen, şehittir.Yıkıntı (veya göçük) altında kalarak ölen,şehittir. Karnında çocuğuyla (hamile iken) ölen kadın, şehittir."[6]

(( مَنْ قُتِلَ دُونَ مَالِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ قُتِلَ دُونَ دِينِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ قُتِلَ دُونَ دَمِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ، وَمَنْ قُتِلَ دُونَ أَهْلِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ.)) [ رواه الترمذي والنسائي ]

"Malı uğrunda (malını zorla almak isteyen kimseye karşı onu savunurken) öldürülen, şehittir. Kanı uğrunda (kendisini savunurken) öldürülen, şehittir. Dîni uğrunda (dîninden döndürülmek istediğinde dîninden dönmediği için veya dînini savunurken) öldürülen, şehittir. Âilesi uğrunda (eşi veya yakın akrabası olan bir kadının namusunu savunurken) öldürülen, şehittir."[7]

İslâm âlimleri -Allah onlara merhamet etsin- yukarıdaki hadisleri açıklarken şöyle demişlerdir:

"Bu ölümler, çetin ve acılarının çok olmasından dolayı Allah Teâlâ'nın lütuf ve ihsanı ile şehâdet sayılmıştır."

Yine, İslâm âlimleri -Allah onlara merhamet etsin- şöyle demişlerdir:

"Allah Teâlâ'nın yolunda öldürülen kimsenin dışındaki kimselerin şehâdetinden kastedilen; âhiret günü onlara şehitlerin sahip oldukları sevabın verilecek olmasıdır. Dünyadaki hallerine gelince onlar, diğer ölüler gibi yıkanırlar ve cenâze namazları kılınır."

Yine, İslâm âlimleri -Allah onlara merhamet etsin- şöyle demişlerdir:

"Şehitler, üç kısımdır:

Birincisi: Hem dünyada, hem de âhirette şehit sayılan kimsedir ki bu, kâfirlerle yapılan savaşta öldürülen kimsedir.

İkincisi: Dünyada şehit muamelesi görmeyen, fakat âhirette şehit sayılan kimsedir ki bunlar, yukarıdaki hadislerde zikredilen kimselerdir.

Üçüncüsü: Âhirette değil de sadece dünyada şehit sayılan kimsedir ki bu, savaşta elde edilen ganimetten, henüz ganimet taksimi yapılmadan önce çalan kimsedir veya kâfirlerle yapılan savaş sırasında, savaştan (cepheden) kaçarken öldürülen kimsedir."[8]

[1] Müslim; hadis no: 3532

[2] Müslim; hadis no: 3539

[3] Ahmed; hadis no:: 7745

[4] Zâtü'l-Cenb: Akciğerleri saran zarın iltihaplanması sonucu görülen bir hastalıktır. Nedeni, zatürree, verem veya akciğer absesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak gerekir.

[5] Ahmed; hadis no:22635, Nesâî; hadis no: 1823, Ebu Davud; hadis no: 2704.

[6] Müslim: 1915/165, Ahmed: 522, İbni Mace: 2804.

[7] Tirmizî; hadis no: 1341, Nesâî; hadis no: 4027.

[8] Nevevî; "Müslim Şerhi; 3539 nolu hadisin şerhi.

Görüşün Bizim İçin Önemli