Sapıklığa Düşmekten Koruyan İki Esas

Tanımlama

Allah Teâlâ,Kur’an ve sünnete uymayı emretmiştir. Çünkü Kur’an ve sünnetin kendisi korunmuştur, her ikisine uyan kimseyi de sapıklığa düşmekten korur.Allah Teâlâ, başka bir insanın sözünün aksine, sözünde Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’i korumuştur.

Download
Site Yetkilisine Mesaj Yaz

Ayrıntılı açıklama

    Sapıklığa Düşmekten Koruyan İki Esas

    ] Türkçe – Turkish – تركي [

    Muhammed b. Ahmed el-Ammârî

    Terceme : Muhammed Şahin

    Tetkik : Mehmet Salih Köse

    2012 - 1433

    العاصمان من الضلال

    « باللغة التركية »

    محمد بن أحمد العماري

    ترجمة: محمد مسلم شاهين

    مراجعة: محمد صالح كوسه

    2012 - 1433

    Hamd,kalemle insana bilmediğini öğreten Allah'adır. Yine hamd, insanı yaratıp ona konuşmayı öğreten Allah'adır. Salât ve selâm, hevâ ve arzusuna göre konuşmayan, konuşması vahyedilen vahiyden başka bir şey olmayan Muhammed'e olsun.

    - Allah Teâlâ, müslümanlara, Âlemlerin Rabbinin indirdiğine uymalarını emretmiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ٱتَّبِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡ وَلَا تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَۗ قَلِيلٗا مَّا تَذَكَّرُونَ ٣ ﴾ [ الأعراف: ٣ ]

    "(Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak) Rabbinizden size indirilene (Kur’ân ve sünnete) uyun. O’nun (Allah'ın) dışındaki dostlara uymayın. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz."[1]

    - Allah Teâlâ'nın indirdiği şey, Kur'an ve sünnetin tâ kendisidir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمۡ تَكُن تَعۡلَمُۚ وَكَانَ فَضۡلُ ٱللَّهِ عَلَيۡكَ عَظِيمٗا ١١٣ ﴾

    [ النساء : ١١٣ ]

    "Allah, sana Kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti (sünneti) indirmiş, (daha önce) bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın senin üzerindeki lütfu çok büyüktür." [2]

    - Allah Teâlâ, Kur'an'a uymayı emretmiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلۡنَٰهُ مُبَارَكٞ فَٱتَّبِعُوهُ وَٱتَّقُواْ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ١٥٥ ﴾ [ الأنعام: ١٥٥ ]

    "İşte bu indirdiğimiz Kitap (Kur’ân) mübârek bir kitaptır. Öyleyse ona uyun ve (Allah'a karşı gelmekten) sakının ki merhamet olunasınız."[3]

    - Allah Teâlâ, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e uymayı emretmiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... فَ‍َٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِيِّ ٱلۡأُمِّيِّ ٱلَّذِي يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ ١٥٨ ﴾[ الأعراف: ١٥٨ ]

    "... O halde Allah’a ve Allah'a ve O'nun sözlerine inanan elçisine, o ümmî peygambere îmân edin ve O'na uyun (Allah’a itaat olan emirlerini yerine getirin) ki doğru yolu bulasınız."[4]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ قُلۡ إِن كُنتُمۡ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِي يُحۡبِبۡكُمُ ٱللَّهُ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٣١ ﴾ [ آل عمران: ٣١ ]

    "(Ey Nebi!) De ki: Allah'ı gerçekten seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, (mü'min kullarının günahlarını) çok bağışlayıcı ve (onlara) çok merhametlidir."[5]

    -Allah Teâlâ,Kur'an ve sünnete uymayı emretmiştir. Çünkü Kur'an ve sünnetin kendisi korunmuştur, her ikisine uyan kimseyi de sapıklığa düşmekten korur.

    - Allah Teâlâ, Kur'an'ın lafzını değiştirilmekten, noksanlaştırılmaktan ve ilâve edilmekten korumuştur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا ٱلذِّكۡرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ ٩ ﴾

    [ الحجر: ٩ ]

    "Şüphesiz ki Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik. O’nu (bir değişikliğe uğratılarak ilâve edilmekten veya noksanlaş-tırılmaktan veyahut da bir kısmının kayba uğramasından) koruyacak olan da biziz."[6]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿وَمَا كَانَ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ أَن يُفۡتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ ...﴾

    [ يونس : ٣٧ ]

    "Bu Kur'an, Allah tarafından gelmeyip de başkası tarafından uydurulmuş olması mümkün değildir."[7]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ قُل لَّئِنِ ٱجۡتَمَعَتِ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِمِثۡلِ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لَا يَأۡتُونَ بِمِثۡلِهِۦ وَلَوۡ كَانَ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضٖ ظَهِيرٗا ٨٨ ﴾ [ الإسراء: ٨٨ ]

    "(Ey Nebi!) De ki: İnsanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek için toplansalar ve birbirlerine yardımcı da olsalar onun bir benzerini getiremezlerdi." [8]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِعَشۡرِ سُوَرٖ مِّثۡلِهِۦ مُفۡتَرَيَٰتٖ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ١٣ ﴾ [ هود: ١٣ ]

    "(Müşrikler:) Yoksa onu (Kur'an'ı) kendisi (Muhammed) uydurdu mu? diyorlar. (Ey Nebi! Onlar) de ki: Eğer (iddiânızda) doğru iseniz, haydi onun sûrelerine benzer uydurma on sûre meydana getirin ve (bu konuda size yardım etmeleri için) Allah'tan başka çağırabilecek-lerinizi de çağırın." [9]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِسُورَةٖ مِّثۡلِهِۦ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ ٣٨ ﴾ [ يونس : ٣٨ ]

    "(Müşrikler:) Yoksa (Kur'an'ı) kendisi (Muhammed kendi yanından) uydurdu mu? diyorlar. (Ey Nebi! Onlara) de ki: Eğer (iddiânızda) doğru iseniz, onun benzeri bir sure getirin ve (buna gücünüz yetiyorsa) Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın." [10]

    - Allah Teâlâ, Kur'an'ın anlamını bâtıl şeylerden, değiştirilmekten ve tahrif edilmekten korumuştur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِٱلذِّكۡرِ لَمَّا جَآءَهُمۡۖ وَإِنَّهُۥ لَكِتَٰبٌ عَزِيزٞ ٤١ لَّا يَأۡتِيهِ ٱلۡبَٰطِلُ مِنۢ بَيۡنِ يَدَيۡهِ وَلَا مِنۡ خَلۡفِهِۦۖ تَنزِيلٞ مِّنۡ حَكِيمٍ حَمِيدٖ ٤٢ ﴾ [ فصلت: ٤١-٤٢ ]

    "Kendilerine zikir (Kur'an) gelince, onlar onu inkar ettiler. Halbuki o, aziz bir kitaptır. Önünden de, ardından da batıl sokulamaz (hiçbir şey onu boşa çıkaramaz, o noksanlaştırılmaktan veya ilâve edilmekten korunmuştur). O, Hakîm, Hamîd (olan Allah) katından indirilmedir." [11]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلۡقُرۡءَانَۚ وَلَوۡ كَانَ مِنۡ عِندِ غَيۡرِ ٱللَّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ ٱخۡتِلَٰفٗا كَثِيرٗا ٨٢ ﴾ [ النساء : ٨٢ ]

    "Onlar hala Ku'an'ı (ve getirmiş olduğu hak şeyleri) gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı, muhakkak ki içinde birçok tutarsız şeyler bulurlardı."[12]

    - Allah Teâlâ, Kur'an'ın anlamını istediği şekilde açıklamayı kendisi üstlenmiş ve bunu insanların zevklerine ve görüşlerine bırakmamıştır:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ ١٩ ﴾ [ القيامة: ١٩ ]

    "Sonra şüphesiz (Kur'an'ın anlam ve hükümlerinden anlaşılması sana karmaşık gelen) şeyleri açıklamak bize âittir." [13]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... لِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ ١٠٥ ﴾ [ الأنعام: ١٠٥ ]

    "... Biz onu (hakkı) bilen bir kavme açıklayalım diye." [14]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلذِّكۡرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ٤٤ ﴾ [ النحل: ٤٤ ]

    "... (Ey Nebi!) Belki düşünürler diye insanlara indirileni açıklayasın diye bu zikri (Kur'an'ı) sana biz indirdik." [15]

    - Allah Teâlâ, Kur'an'ın anlamını değiştireni veya başka bir anlamın yerine koyanı azapla tehdit etmiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ تَنزِيلٞ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٤٣ وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَيۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِيلِ ٤٤ لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡيَمِينِ ٤٥ ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِينَ ٤٦ فَمَا مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ عَنۡهُ حَٰجِزِينَ ٤٧ ﴾ [ الحاقة: ٤٣-٤٧ ]

    "(Kur'an) Âlemlerin Rabbinden indirilmedir. Eğer O (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, elbette biz onu, sağ elimizle yakalar (ve ondan intikam alır), sonra da hiç şüphesiz ki onun şah damarını keserdik. O zaman sizden hiç biriniz de buna engel olamazdınız." [16]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَإِن كَادُواْ لَيَفۡتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ لِتَفۡتَرِيَ عَلَيۡنَا غَيۡرَهُۥۖ وَإِذٗا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلٗا ٧٣ وَلَوۡلَآ أَن ثَبَّتۡنَٰكَ لَقَدۡ كِدتَّ تَرۡكَنُ إِلَيۡهِمۡ شَيۡ‍ٔٗا قَلِيلًا ٧٤ إِذٗا لَّأَذَقۡنَٰكَ ضِعۡفَ ٱلۡحَيَوٰةِ وَضِعۡفَ ٱلۡمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيۡنَا نَصِيرٗا ٧٥ ﴾ [ الإسراء: ٧٣-٧٥ ]

    "Onlar (müşrikler), sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırta-caklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. Şayet biz sana sebat vermemiş olsaydık, az kalsın onlara meyledecektin. İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de sıkıntılarını kat kat tattırırdık.Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın."[17]

    - Allah Teâlâ, başka bir insanın sözünün aksine, sözünde Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i korumuştur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ ٣ إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيٞ يُوحَىٰ ٤ عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ ٥ ﴾[ النجم : ٣-٥ ]

    "O (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) hevâ ve arzusuna göre konuşmaz. O (Kur'an ve sünnet), vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir. Onu kendisine pek güçlü ve kuvvetli melek (Cebrail) öğretti."[18]

    Abdullah b.Amr'dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

    (( كُنْتُ أَكْتُبُ كُلَّ شَيْءٍ أَسْمَعُهُ مِنْ رَسُولِ اللهِ H أُرِيدُ حِفْظَهُ فَنَهَتْنِي قُرَيْشٌ وَقَالُوا: أَتَكْتُبُ كُلَّ شَيْءٍ تَسْمَعُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ H بَشَرٌ يَتَكَلَّمُ فِي الْغَضَبِ وَالرِّضَا، فَأَمْسَكْتُ عَنِ الْكِتَابِ، فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللهِ H فَأَوْمَأَ بِأُصْبُعِهِ إِلَى فِيهِ فَقَالَ: اكْتُبْ، فَوَ الَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا يَخْرُجُ مِنْهُ إِلاَّ حَقٌّ.))[ رواه أبو داود ]

    "Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işitip de ezberlemek istediğim her şeyi yazıyordum. Kureyş (Mekkeli muhâcirler), beni bundan yasakladılar ve bana:

    - Sen, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işittiğin her şeyi yazıyor musun? Halbuki O da öfke ve sükûnet halinde konuşan bir insandır. Bunun üzerine ben yazmaktan vazgeçtim.

    Daha sonra onların söylediklerini Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e zikredince, ağzını işaret ederek bana şöyle buyurdu:

    -Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, buradan hak sözden başkası çıkmaz!"[19]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَيۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِيلِ ٤٤ لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡيَمِينِ ٤٥ ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِينَ ٤٦ فَمَا مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ عَنۡهُ حَٰجِزِينَ ٤٧ ﴾ [ الحاقة: ٤4-٤٧ ]

    "Eğer O (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, elbette biz onu, sağ elimizle yakalar (ve ondan intikam alır), sonra da mhakkak onun şah damarını keserdik. O zaman sizden hiç biriniz buna engel olamazdınız." [20]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَإِن كَادُواْ لَيَفۡتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ لِتَفۡتَرِيَ عَلَيۡنَا غَيۡرَهُۥۖ وَإِذٗا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلٗا ٧٣ وَلَوۡلَآ أَن ثَبَّتۡنَٰكَ لَقَدۡ كِدتَّ تَرۡكَنُ إِلَيۡهِمۡ شَيۡ‍ٔٗا قَلِيلًا ٧٤ إِذٗا لَّأَذَقۡنَٰكَ ضِعۡفَ ٱلۡحَيَوٰةِ وَضِعۡفَ ٱلۡمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيۡنَا نَصِيرٗا ٧٥ ﴾ [ الإسراء: ٧٣-٧٥ ]

    "Onlar (müşrikler), sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırta-caklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. Şayet biz sana sebat vermemiş olsaydık, az kalsın onlara meyledecektin. İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de acılarını kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın." [21]

    - Allah Teâlâ, başka bir insanın fiilinin aksine, fiilinde Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i korumuştur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿لَّقَدۡ كَانَ لَكُمۡ فِي رَسُولِ ٱللَّهِ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ لِّمَن كَانَ يَرۡجُواْ ٱللَّهَ وَٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأٓخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرٗا ٢١﴾ [ الأحزاب : ٢١]

    "(Ey mü'minler!) Andolsun ki sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Rasûlullah'ın (söz, fiil ve her halinde) güzel bir örnek vardır."[22]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ ١٥٨ ﴾ [ الأعراف: ١٥٨ ]

    "... O'na uyun (Allah’a itaat olan emirlerini yerine getirin) ki doğru yolu bulasınız."[23]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ قُلۡ إِن كُنتُمۡ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِي يُحۡبِبۡكُمُ ٱللَّهُ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٣١ ﴾ [ آل عمران: ٣١ ]

    "(Ey Nebi!) De ki: Allah'ı gerçekten seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.Allah, (mü'min kullarının günahlarını) çok bağışlayıcı ve (onlara) çok merhametlidir."[24]

    - Allah Teâlâ, başka bir insanın aksine, onayında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i korumuştur:

    Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hiçbir hatayı onaylamamış ve hiçbir çirkinliğe karşı sessiz kalmamıştır.

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغۡ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ وَإِن لَّمۡ تَفۡعَلۡ فَمَا بَلَّغۡتَ رِسَالَتَهُۥۚ وَٱللَّهُ يَعۡصِمُكَ مِنَ ٱلنَّاسِۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ ٦٧ ﴾ [ المائ‍دة: ٦٧ ]

    "Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan, O'nun elçilik görevini yapmamış olursun.Allah seni,zarar vermek isteyenler(in şerlerin)den koruyacaktır.Şüphesiz ki Allah kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez." [25]

    -Allah Teâlâ,Kur'an ve sünnete uyan her müslümana, dünyada dalâlete düşmeyeceğine, âhirette de bedbaht olmayacağına dâir garanti vermiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... فَمَنِ ٱتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشۡقَىٰ ١٢٣ ﴾

    [ طه: 123 ]

    "... Kim, benim yoluma uyarsa, ne (dünyada) sapar, ne de (âhirette) bedbaht olur." [26]

    -Allah Teâlâ,Kur'an ve sünnete uyan her müslümana, (âhirette) korkmayacağına,(dünyada da) üzülmeyeceğine dâir garanti vermiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... فَمَن تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٣٨ ﴾ [ البقرة: ٣٨ ]

    "... Kim benim hidâyetime uyarsa, artık onlar için (âhirette) hiçbir korku yoktur ve onlar (dünyada elde edemediklerine) mahzun da olmayacaklardır." [27]

    - Allah Teâlâ, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e uyan her müslümana, kalbini îmândan saptır-mayacağına ve dalâlete düşmeyeceğine dâir garanti vermiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... فَ‍َٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِيِّ ٱلۡأُمِّيِّ ٱلَّذِي يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ ١٥٨ ﴾ [ الأعراف: ١٥٨ ]

    "... O halde Allah’a ve Allah'a ve O'nun sözlerine inanan elçisine, o ümmî peygambere îmân edin ve O'na uyun (Allah’a itaat olan emirlerini yerine getirin) ki doğru yolu bulasınız."[28]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ قُلۡ إِن كُنتُمۡ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِي يُحۡبِبۡكُمُ ٱللَّهُ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ ٣١ ﴾ [ آل عمران: ٣١ ]

    "(Ey Nebi!) De ki: Allah'ı gerçekten seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, (mü'min kullarının günahlarını) çok bağışlayıcı ve (onlara) çok merhametlidir."[29]

    - Allah Teâlâ, Kur'an'a uyan kimseye, inancının, amellerinin, sözlerinin ve fiillerinin doğru ve geçerli olacağına dâir garanti vermiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ إِنَّ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ يَهۡدِي لِلَّتِي هِيَ أَقۡوَمُ وَيُبَشِّرُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمۡ أَجۡرٗا كَبِيرٗا ٩ ﴾

    [ الإسراء: ٩ ]

    "Muhakkak ki bu Kur'an, en doğru olana götürür ve salih amel işleyen mü'minler için büyük bir ecir olduğunu onlara müjdeler." [30]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ...قَدۡ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورٞ وَكِتَٰبٞ مُّبِينٞ ١٥ يَهۡدِي بِهِ ٱللَّهُ مَنِ ٱتَّبَعَ رِضۡوَٰنَهُۥ سُبُلَ ٱلسَّلَٰمِ وَيُخۡرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِهِۦ وَيَهۡدِيهِمۡ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ ١٦ ﴾ [المائ‍دة: ١٥-١٦]

    "... Andolsun ki Allah’tan size bir nûr ve apaçık bir kitap gelmiştir.(O da Kur’an'dır). Allah, onunla (bu apaçık kitap ile) dilediğini rızâsına, emniyet ve selâmet yollarına iletir.İzniyle onları (küfür) karanlıklarından çıkarıp dosdoğru yola iletir."[31]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ الٓرۚ كِتَٰبٌ أَنزَلۡنَٰهُ إِلَيۡكَ لِتُخۡرِجَ ٱلنَّاسَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِ رَبِّهِمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ ١ ﴾[ إبراهيم: ١ ]

    "Elif,Lâm,Râ.Bu (Kur'an), insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan (dalâletten) aydınlığa (İslâm'a) çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Azîz ve Hamîd'in dosdoğru yoluna."[32]

    - Allah Teâlâ, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e uyan kimseye, inancının, amellerinin, sözlerinin ve fiillerinin doğru ve geçerli olacağına dâir garanti vermiştir:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... وَإِن تُطِيعُوهُ تَهۡتَدُواْۚ ... ﴾ [ النور : ٥٤ ]

    "... Eğer O'na (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e) itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz..."[33]

    - Kur'an ve sünnetten başkasına uyan kimse için bir garanti yoktur.Şeytana uyan kimsenin dalâlete düşmeye-ceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِي ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٖ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيۡطَٰنٖ مَّرِيدٖ ٣ كُتِبَ عَلَيۡهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهۡدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ ٤ ﴾ [ الحج : ٣-٤ ]

    "İnsanlardan kimisi, Allah hakkında bilmeden tartışır ve azgın şeytanın ardına düşer. Onun (şeytanın) aleyhinde şu hüküm yazılmıştır: O, kendisini dost edinen (kendisine uyan) kimseyi saptırır ve alevli ateşin azabına götürür." [34]

    - Aklını, Kur'an ve sünnetten başkasına uyduran kimse için dalâlete düşmeyeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِي ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٖ وَلَا هُدٗى وَلَا كِتَٰبٖ مُّنِيرٖ ٨ ثَانِيَ عِطۡفِهِۦ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۖ لَهُۥ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيٞۖ وَنُذِيقُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ ٩﴾ [ الحج : ٨-٩ ]

    "İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışmaya girer. Allah'ın yolundan saptırmak için, kibirlenerek boynunu eğip büker. O, dünyada rüsvaylık bulacak ve kıyâmet günü de ona yakıcı azabı tattırırız."[35]

    - Hevâ ve hevesine uyan kimse için dalâlete düşmeyeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... وَلَا تَتَّبِعِ ٱلۡهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ ... ﴾

    [ ص : ٢٦ ]

    "... Hevâ ve heveslere uyma. Yoksa o, seni Allah'ın yolundan saptırır." [36]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... وَإِنَّ كَثِيرٗا لَّيُضِلُّونَ بِأَهۡوَآئِهِم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُعۡتَدِينَ ١١٩ ﴾ [ الأنعام: ١١٩ ]

    "... Doğrusu (hak yoldan sapanların) birçoğu hevâlarına uyarak bilmeden (kendi taraftarlarını) saptırırlar. (Ey Nebi!) Şüphesiz ki Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilendir." [37]

    - İnsanların görüşlerine uyan kimse için dalâlete düşmeyeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ ٢٣ ﴾ [ النجم : ٢٣ ]

    "... Onlar (müşrikler) zandan ve (selim fıtrattan sapan) nefislerinin arzu ettiğinden başkasına uymazlar. Halbuki kendilerine Rablerinden hidâyet gelmiştir." [38]

    Allah Teâlâ bu konuda yine şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَمَا يَتَّبِعُ أَكۡثَرُهُمۡ إِلَّا ظَنًّاۚ إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡ‍ًٔاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِمَا يَفۡعَلُونَ ٣٦ ﴾ [ يونس : ٣٦ ]

    "Onların (müşriklerin) çoğu, sadece zanna uyarlar. Şüphesiz ki zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Doğrusu Allah, onların yaptıklarını (inkâr ve yalanlamalarını) bilendir." [39]

    Abdullah b. Amr'dan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

    "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle derken işittim:

    (( إِنَّ اللَّهَ لَا يَنْزِعُ الْعِلْمَ بَعْدَ أَنْ أَعْطَاكُمُوهُ انْتِزَاعًا، وَلَكِنْ يَنْتَزِعُهُ مِنْهُمْ مَعَ قَبْضِ الْعُلَمَاءِ بِعِلْمِهِمْ فَيَبْقَى نَاسٌ جُهَّالٌ يُسْتَفْتَوْنَ فَيُفْتُونَ بِرَأْيِهِمْ فَيُضِلُّونَ وَيَضِلُّونَ.)) [ رواه البخاري ]

    "Şüphesiz ki Allah, ilmi size verdikten sonra onu bir anda çekip almaz.Fakat ilimleriyle birlikte âlimlerin ruhunu alarak onlardan ilmi çekip alır. Nihayet geriye birtakım câhil kimseler kalırlar. Bunlardan fetvâ vermeleri istenir, onlar da kendi görüşlerine göre fetvâ verirler. Böylece hem başkalarını saptırırlar, hem de kendileri sapıtırlar."[40]

    - Fâsık âlimlerin ve âbidlerin söz ve fiillerine uyan kimse için dalâlete düşmeyeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ كَثِيرٗا مِّنَ ٱلۡأَحۡبَارِ وَٱلرُّهۡبَانِ لَيَأۡكُلُونَ أَمۡوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۗ ...﴾

    [ التوبة: ٣٤ ]

    "Ey îmân edenler! Doğrusu hahamlar ve rahiblerin çoğu insanların mallarını haksız yollarla yemekte ve onları Allah yolundan alıkoymaktadırlar." [41]

    - Sâlihlerin, âlimlerin ve âbidlerin sözlerine, fiillerine ve yaşayışlarına uyan kimse için dalâlete düşmeyeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ٱتَّخَذُوٓاْ أَحۡبَارَهُمۡ وَرُهۡبَٰنَهُمۡ أَرۡبَابٗا مِّن دُونِ ٱللَّهِ ...﴾

    [ التوبة: ٣١ ]

    "(Yahûdiler) Allah'ı bırakıp hahamlarını, (hıristiyanlar da) rahiplerini (Allah'ın haram kıldıklarını helal, helal kıldıklarını da haram kılmak sûretiyle hükümlerde onlara itaat ederek onları) Rabler edindiler."[42]

    - Önderlerin ve büyüklerin sözlerine uyan kimse için dalâlete düşmeyeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ يَوۡمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمۡ فِي ٱلنَّارِ يَقُولُونَ يَٰلَيۡتَنَآ أَطَعۡنَا ٱللَّهَ وَأَطَعۡنَا ٱلرَّسُولَا۠ ٦٦ وَقَالُواْ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعۡنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۠ ٦٧ رَبَّنَآ ءَاتِهِمۡ ضِعۡفَيۡنِ مِنَ ٱلۡعَذَابِ وَٱلۡعَنۡهُمۡ لَعۡنٗا كَبِيرٗا ٦٨ ﴾ [ الأحزاب : ٦٦-٦٨ ]

    "O gün yüzleri ateşte çevrilirken: Ne olurdu keşke Allah'a itaat etseydik, Rasûle de itaat etseydik, derler. Rabbimiz! Doğrusu biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik. Onlar da bizi yoldan saptırdılar. Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve onları büyük bir lanet ile lanetle."[43]

    -Ataların sözlerine uyan kimse için dalâlete düşme-yeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُواْ حَسۡبُنَا مَا وَجَدۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَآۚ أَوَلَوۡ كَانَ ءَابَآؤُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ شَيۡ‍ٔٗا وَلَا يَهۡتَدُونَ ١٠٤ ﴾ [ المائ‍دة: ١٠٤ ]

    "Onlara: Allah’ın indirdiğine ve Rasûle (ikisinin hakemliğine) gelin denildiği zaman: Atalarımızı ne halde bulmuşsak o bize yeter, derler. Ataları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı onlara uyacaklar?"[44]

    - İnsanların çoğunun üzerinde bulunduğu şeye uyan kimse için dalâlete düşmeyeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَإِن تُطِعۡ أَكۡثَرَ مَن فِي ٱلۡأَرۡضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ ١١٦ ﴾ [ الأنعام: ١١٦ ]

    "(Ey Nebi!) Eğer sen,yeryüzünde bulunanların çoğunluğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan (dîninden) saptırırlar.Onlar, ancak zanna (atalarını taklit etmekte doğru zannettiklerine) uyarlar ve yalnız yalan söyleyip dururlar."[45]

    Enes b. Mâlik'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

    ((... فأَمَّا الْمُنَافِقُ وَالْكَافِرُ فَيَقُولُ: لَا أَدْرِي كُنْتُ أَقُولُ مَا يَقُولُ النَّاسُ، فَيُقَالُ: لَا دَرَيْتَ وَلَا تَلَيْتَ وَيُضْرَبُ بِمَطَارِقَ مِنْ حَدِيدٍ ضَرْبَةً فَيَصِيحُ صَيْحَةً يَسْمَعُهَا مَنْ يَلِيهِ غَيْرَ الثَّقَلَيْنِ.)) [رواه البخاري]

    "Kâfir veya münâfık ise şöyle cevap verir:

    -Bilmiyorum. Ben, insanların dedikleri gibi diyordum.

    Bunun üzerine ona şöyle denilir:

    - Ne hak ve doğru olanı bildin, ne de Kur'an'ı okudun. Sonra iki kulağının arasına demir bir balyozla öyle vurulur ki haykırıp feryat koparır. Öyle ki insanlar ve cinler dışında, onlara yakın olan hayvanlar ve melekler bu feryadı işitir."[46]

    - Müslümanların çoğunun üzerinde bulunduğu şeye uyan kimse için dalâlete düşmeyeceğine dâir bir garanti yoktur:

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَمَا يُؤۡمِنُ أَكۡثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشۡرِكُونَ ١٠٦ ﴾

    [ يوسف: 106 ]

    "Onların ekserisi, şirk koşmaksızın Allah’a îmân etmezler." [47]

    Abdullah b. Amr'dan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre,Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

    (( تَفْتَرِقُ أَمَّتِي عَلَى ثَلاَثٍ وَسَبْعِيْنَ مِلَّةً كُلُّهُمْ فِي النَّارِ إِلَّا مِلَةً وَاحَدَةً. قَالُوا: وَمَنْ هِيَ يَا رَسُولَ اللهِ! قَالَ: مَا أَنَا عَلَيْهِ وَأَصَحَابِي.)) [ رواه الترمذي ]

    "Ümmetim yetmiş üç millete (fırkaya) ayrılacaktır. Bir millet dışında hepsi cehennemdedir.

    (Sahâbe):

    - O millet hangisidir ey Allah'ın elçisi? diye sordular.

    Buyurdu ki:

    - Benim ve ashâbımın üzerinde bulunduğu yol üzere olanlar." [48]

    & & & & & &

    [1] A’raf Sûresi: 3

    [2] Nisâ Sûresi: 113

    [3] En'âm Sûresi: 155

    [4] A’raf Sûresi: 158

    [5] Âl-i İmrân Sûresi: 31

    [6] Hicr Sûresi: 9

    [7] Yunus Sûresi: 37

    [8] İsrâ Sûresi: 88

    [9] Hud Sûresi: 13

    [10] Yunus Sûresi: 38

    [11] Fussilet Sûresi: 41-42

    [12] Nisâ Sûresi: 82

    [13] Kıyâmet Sûresi: 19

    [14] En'âm Sûresi: 105

    [15] Nahl Sûresi: 44

    [16] Hâkka Sûresi: 43-47

    [17] İsrâ Sûresi: 73-75

    [18] Necm Sûresi: 3-5

    [19] Ebu Davud; "İlmin yazılması bâbı".

    [20] Hâkka Sûresi: 43-47

    [21] İsrâ Sûresi: 73-75

    [22] Ahzâb Sûresi: 21

    [23] A’raf Sûresi: 158

    [24] Âl-i İmrân Sûresi: 31

    [25] Mâide Sûresi: 67

    [26] Tâhâ Sûresi: 123

    [27] Tâhâ Sûresi: 123

    [28] A’raf Sûresi: 158

    [29] Âl-i İmrân Sûresi: 31

    [30] İsrâ Sûresi: 9

    [31] Mâide Sûresi: 15-16

    [32] İbrahim Sûresi: 1

    [33] Nûr Sûresi: 54

    [34] Hac Sûresi: 3-4

    [35] Hac Sûresi: 3-4

    [36] Sâd Sûresi: 26

    [37] En'âm Sûresi: 119

    [38] Necm Sûresi: 23

    [39] Yunus Sûresi: 36

    [40] Buhârî; "Kendi görüşüyle hareket etmenin kötülenmesi bâbı", hadis no: 7307

    [41] Tevbe Sûresi: 34

    [42] Tevbe Sûresi: 31

    [43] Ahzâb Sûresi: 66-68

    [44] Mâide Sûresi: 104

    [45] Tevbe Sûresi: 31

    [46] Buhârî; "Kabir azabı hakkında gelen bâbı", hadis no: 1374

    [47] Yusuf Sûresi: 106

    [48] Tirmizî; hadis hasen liğayrihidir.

    Görüşün Bizim İçin Önemli