Ayrıntılı açıklama

Abdullah b. Mes’ud Radıyallahu anh’den: “Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’e:

“Allah’ın en sevdiği amel hangisidir?” diye sordum.

Vaktinde kılınan namazdır” buyurdu.

“Sonra hangisidir?” dedim.

Baba ve anneye iyilik yapmaktır” buyurdu.[1]

Baba ve anneye iyilik[2]: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem anne-babaya iyilik yapmanın, İslâm'ın en bü­yük direği olan namazdan sonra amellerin en faziletlisi oldu­ğunu haber vermekte ve bunu tertip ve mühlet anlamını veren "sümme; son­ra" ile sıralamış bulunmaktadır.

Allah Teala buyuruyor ki: “Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge."(İsra 23-24)

"Rabbin şunları hükmetti." Yani, bağlayıcı ve vacip olmak üzere emret­ti. Allah Subhanehu kendisine ibadeti ve tevhidini emretmiş, baba ve anneye iyiliği de buna bağlı olarak zikretmiştir. Nitekim onlara teşekkürü de kendisine şükürle birlikte zikrederek şöyle buyurmuştur:

Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana'dır.”(Lokman 14)Anlamı: Biz insana anne-babasını tavsiye ettik ve bana şükret, dedik şeklindedir. Denildi ki: İman nimeti için Allah’a şükredilir, terbiye nimeti için anne babaya teşekkür edilir. Süfyan b. Uyeyne dedi ki: “Beş vakit namaz kılan bir kimse yüce Allah'a şükretmiş olur. Anne-babasına namazın sonlarında dua eden bir kimse de on­lara da teşekkür etmiş olur.”

Âlimler dediler ki: “Şükre, ihsana, iyilik ve taate; el-Mennan olan Allah’tan sonra insanların en layığı baba ve annedir. Zira Allah onlara iyiliği kendisine ibadet ve taat ile, onlara teşekkürü de kendisine şükre bağlamıştır.

Onlara sövmemek ve isyan etmemek de onlara iyilik ve ihsandandır. Şüphesiz bunun aksi büyük günahlardandır. Sünnette şu şekilde sabit olmuştur: Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki:

Muhakkak ki kişinin ana babasına lanet etmesi en büyük günahlardandır.” Denildi ki:

“Kişi ana babasına nasıl lanet eder?” Şöyle cevap verdi:

Kişi, başkasının babasına söver, o da onun babasına söver, annesine söver, o da onun annesine söver.”[3]

Anne babaya iyilikte bulunmak, onlara karşı iyi davranmanın kapsamında -eğer cihad farz-ı ayn değilse- onların iznini almadan cihad etmemek de var­dır. Nitekim bir adam, Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in yanına gelerek:

“Cihad edeyim mi?” diye izin istedi. Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem:

"Annen baban hayatta mıdır?" diye sordu. O:

“Evet” deyince Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem:

"Sen onlar hakkında (onlara iyilik yapmak suretiyle) cihad et." buyurdu.[4]

Yine muhtaç oldukları zaman infak etmek de onlara iyilik ve ihsana dâhildir. Birisi Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’e:

“Ey Allah’ın Rasulü! Benim malım ve çocuğum var. Babam ihtiyaç duyduğu malı istiyor” dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki:

Sen ve malın babana aitsiniz.”[5]

Ölümlerinden sonra cenaze namazlarını kılmak, onlar için bağışlanma dilemek, ahitlerini yerine getirmek, onların arkadaşlarına ikramda bulunmak, onlar yoluyla akraba olduğu kimselere sıla yapmak da onlara iyiliktendir.

Onlara değer vererek yumuşak sözle mukabelede bulunmak da ana babaya iyiliktendir. Nitekim Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem bu­yurmuştur ki:

"Burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün."

“Kim ey Allah'ın Rasûlü!” diye soruldu. O da şöyle buyurdu:

"Yaşlılık halinde ebeveyninden birisi yahut ikisi yanında bulunup da sonra buna rağmen cen­nete giremeyen kişinin."[6]

O halde mutlu olan kişi, anne-babaya iyilik yapma firsatını ganimet bile­rek bu konuda elini çabuk tutan; böylelikle onların ölümünden sonra fırsa­tı elinden kaçırmamaya gayret eden kişidir. Çünkü fırsat elinden kaçacak olur­sa, bundan dolayı pişman olur. Bedbaht olan kişi, onlara karşı kötü davra­nandır, özellikle de onlara iyilik yapma emri o kişiye ulaşmış ise.

Onlara tatlı ve güzel söz söyle" yumuşak ve incelikli söz söylemek de onlara iyiliktendir.  Mesela “Baba­cığım, anneciğim” deyip onları isimleriyle ve künyeleriyle onla­rı çağırmamak gibi.

On­lara karşı gösterilecek alçak gönüllülük, tıpkı yönetilenlerin emire, kölele­rin de efendilerine gösterdikleri gibi olmalıdır. Onlar nasıl merhamet etti ise­ler, onlara da öylece merhamet edilmelidir. Onlar nasıl şefkatle davrandılarsa, onlara öylece şefkatli davranmalıdır. Çünkü küçükken, bir şey bilmezken ve ihtiyaç içindeyken onlar koruyup gözettiler, kendilerine tercih et­tiler, gecelerini uykusuz geçirdiler. Kendileri aç kaldılar, doyurdular, çıp­lak kaldılar, giydirdiler. O bakımdan, onlara yaptıklarının karşılı­ğını verebilmek, ancak küçüklükteki haline onlar büyüklüklerinde ulaştıkla­rı takdirde mümkün olabilir ve onların vaktiyle kendisine yaptıklarını kişi de on­lara yapabilir. Bununla birlikte onların bu konuda öncelikli davranma fa­ziletleri vardır.

Allah Azze ve Celle ana babaya iyilik ve ihsanı emrettiği gibi, onların müşrik olup çocuklarına şirki veya Allah’a isyanı emretmeleri halinde de itaat edilmesini yasaklamıştır. Allah Teala buyurur ki:

“Eğer onlar bilmediğin şeyi Bana ortak koşman İçin seni zorlarlarsa, sen onlara İtaat etme! Bununla beraber dünyada onlarla iyi geçin ve sen Bana dönenlerin yoluna uy! Sonra dönüşünüz Bana olacaktır. Ben de sizlere neler yapmakta olduğunuzu ha­ber veririm."(Lokman 15)Büyük bir günah işlemek hususun­da da, farz-ı ayn olan bir emri terk etmek hususunda da anne-babaya itaat söz konusu değildir. Mubah olan hususlarda onlara itaat etmek gerekir. Ayet, anne-baba kâfir de olsalar fakir oldukları takdirde imkân nispetinde onlara mal ile yapılarak haklarının gözetilmesine, onlara yumuşak konuşup İslam’a davet edilmelerine, dünya hususunda onlarla güzelce sohbet edilmesine delildir.

 


[1] Buhari (Kitabu’l-Edeb)

[2] Bkz.: Kurtubi el-Cami Li Ahkami’l-Kuran (5/120, 10/155, 160, 14/43-45)

[3] Buhari (Kitabu’l-Edeb)

[4] Buhari (Kitabu’l-Edeb)

[5] El-Albanî Sahihu Süneni İbn Mace (1855)

[6] Müslim (Kitabu’l-Birr)

Görüşün Bizim İçin Önemli