Tanımlama

"Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’e Yardım Etmenin 100 Yolu", "Uluslararası Son Peygamber’e Yardım Komitesi"nin hazırlamış olduğu bir makaledir.Bu makale, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’e yardım edebilmenin birçok yollarını içermektedir. Bu yollar; Fert, âile veya toplum düzeyinde veyahut eğitim-öğretim sektörü ile bu sektörde çalışanlar, imamlar, dâvetçiler ve ilim talebeleri düzeyinde, Aydınlar, düşünürler, basın-yayın alanında çalışanlar düzeyinde, hayır ve İslâmî davete yönelik kurumlar düzeyinde, internet ve web site sahipleri düzeyinde veya zenginler ve İslâmî hükümetler düzeyinde olabilir.

Ayrıntılı açıklama

Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Salât ve selâm, nebî ve rasûllerin en şereflisi, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, âlinin ve bütün ashâbının üzerine olsun.

Hiç şüphe yok ki Allah Teâlâ'dan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâhın olmadığına ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah Teâlâ'nın elçisi olduğuna şâhitlik etmek, İslâm dîninin büyük esaslarının ilkidir.

Kelime-i şehâdetin ikinci olan kısmı,'Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın elçisidir' şu hususlar gerçekleştiği takdirde tamamlanıp kâmil olur:

Birincisi:

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i, haber verdiği her konuda tasdik etmektır.

Bu tasdikin ilki ise, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın elçisidir. O, Allah Teâlâ'nın vahyini, cinlerin ve insanların hepsine birden tebliğ etmek için Kur'an ve sünneti içeren, Allah Teâlâ'nın o dînden başka bir dîni aslâ kabul etmeyeceği İslâm ile göndermiş olduğu Allah Teâlâ'nın peygamberidir.

İkincisi:

 Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e itaat etmek, onun hükmüne râzı olmak, ona tam anlamıyla teslim olmak, onun sünnetine boyun eğmek, sünnetini rehber edinmek ve onun dışındaki her şeyi terketmektir.

Üçüncüsü:

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e tazim göstermeyi,onu yüceltmeyi, ona saygı göstermeyi, yardım etmeyi, onu savunmayı ve ondan gelen şeye sıkı sıkıya bağlı kalmayı gerektiren bir sevgi ve muhabbetle onu babadan, evlâttan ve kendi canından daha fazla sevmektir.

Îmânının geçerli olabilmesi,kelime-i tevhîd'in ikinci kısmının gerçekleşebilmesi ve "Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın elçisidir" şâhitliğinin kabul olunabilmesi için, her müslümanın bu anlamı gerçekleştirmeye çalışması gerekir. Zirâ münâfıklar:

"Şâhitlik ederiz ki sen, Allah'ın elçisisin. Allah da bilir ki sen, elbette O'nun elçisisin. Allah, münâfıkların (senin Allah'ın elçisi olduğuna şâhitlik ettiklerini göstermelerinde) yalancılar olduklarını bilmektedir."[1]

Dedikleri halde, onların şâhitlikleri kendilerine asla fayda vermeyecektir. Çünkü onlar, kelime-i tevhîdin anlamını gerçekleştirmemişlerdir.

Bu sevgi ve muhabbetin gereği olarak yapabileceğimiz bazı hususları aşağıda sana sunuyorum. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu hakkının gereği olarak;bu vahşi ve alçak saldırıya karşı onun için çocuklarımızı, babalarımızı, canlarımızı ve mallarımız fedâ etmeliyiz. Herkes sahip olduğu imkânlarına göre davranmalıdır.Bu sebeple herkes, -şu saydığımız hususları gözününde bulundurup- bulunduğu konuma göre sorumluluğunu üstlenmesi gerekir:

 

- FERTLER DÜZEYİNDE YAPABİLECEĞİMİZ ŞEYLER:

 

1.   Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in âlemlerin Rabbinin elçisi olduğuna delâlet eden peygamberliğinin şek ve şüphe götürmeyen mucizelerini düşünmek. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin aslı ve esası ise, Kur'an-ı Kerim ve peygamberliğinin doğruluğunu içeren mucizelerdir.

2.    Kur'an, sünnet ve icmâ'dan, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e itaat etmenin, ona uymanın ve onu rehber edinmenin farz olduğuna delâlet eden delilleri öğrenmek.

3.   Allah Teâlâ'nın, Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetini koruyacağını bilmek. Nitekim ilim ehlinin asırlar boyu büyük gayret ve çalışmaları sonucunda bu gerçekleşmiştir. İlim ehli hadislerin sahihini, zayıfından ayıklayıp açıklamışlar ve bunları en ince ayrıntılarına kadar beyan ederek biraraya getirmiş-lerdir.Nitekim İslâm ümmeti, bu çalışmayla geçmiş ümmetlerde olmayan bir şekilde ayrılmıştır.    

4.   Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i, onun yaratılış ve ahlâkî güzel sıfatlarını düşünerek kalplerdeki sevgisini hissetmek, onun hayatını ve güzel meziyetlerini okumak.Nitekim onun sûret ve ahlâkında mükemmel bir insanın bütün hasletleri biraraya gelmiştir.

5.   Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in faziletinin ne kadar büyük olduğunu ve onun bizden her birimiz üzerindeki lütuf ve ihsanını hissetmek. Zirâ Allah Teâlâ'nın dînini en güzel, noksansız ve mükemmel bir şekilde bize ulaştıran odur. Nitekim Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetinin bir elçisi olarak risâleti tebliğ etmiş, emâneti yerine getirmiş ve ümmete nasihat etmiştir.

6.   İster dünya ile ilgili olsun, isterse âhiret ile ilgili olsun,-Allah Teâlâ'nın lütuf ve ihsanından sonra- yapmaya muvaffak olduğumuz ve onunla müreffeh bir hayat yaşadığımız her iyiliği, ona nisbet etmek. Zirâ bizi o iyiliği yapmaya yol gösteren ve ileten Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'dir. Bundan dolayı Allah Teâlâ onu, ümmetinden yana en güzel bir şekilde mükâfatlandırsın.

7.   Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmeti için, insanlar arasında en şefkatli, en merhametli ve onlara en düşkün olduğunu gözünde canlandırmak.

             Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Peygamber, (dîn ve dünya işlerinde) müminlere kendi canlarından daha yakındır..."[2]

8.   Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Rabbi katında ne kadar yüce bir makama sahip olduğuna, onun, yaratacısının nezdinde kadrinin ne kadar büyük olduğuna, Allah -azze ve celle-'nin onu ne kadar çok sevdiğine ve yaratıcısının ona en güzel bir şekilde ikramda bulunduğuna delâlet eden âyet ve hadisleri okuyup öğrenmek.

9.     Allah Teâlâ'nın bize, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i sevmeyi ve ona muhabbet beslemeyi emretmiş olduğu buyruğuna sıkı sıkıya bağlanmak. Hatta onu, kendi canından daha çok sevmek.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur: 

"Ben, birinize kendi canından, babasından, evlâdından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça (tam anlamıyla) îmân etmiş sayılmaz."[3]

10.         Allah Teâlâ'nın bize,Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ve onun sünnetine karşı edepli olmamızı emretmiş olduğu buyruğuna sıkı sıkıya bağlanmak.

             Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Ey îmân edenler! (Kendisine hitap ederken) seslerinizi Peygamberin sesinin üzerine yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, ona yüksek sesle bağırmayın. Yoksa siz farkında olmadan amelleriniz boşa gidiverir."[4]

      Allah Teâlâ yine şöyle buyurmuştur:

"Rasûlullah'ın huzurunda seslerini kısanlar var ya, işte onlar, Allah'ın kalplerini takvâ ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlar için  bağışlanma ve büyük bir mükâfat (cennet) vardır."[5]

      Allah Teâlâ yine şöyle buyurmuştur:

"(Ey mü'minler!) Rasûlullah'ı, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi, (ey Muhammed! diye) çağırmayın. (Onu ey Allah'ın peygamberi! Ey Allah'ın elçisi! diyerek şereflendirin)."[6]

11.         Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yapılan her türlü eziyete veya ona nisbet edilen kusur ve noksanlığa karşı onu savunmak,ona yardım etmek ve onu himâye etmek.

             Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Allah’a ve Rasûlüne îmân edesiniz, Rasûlüne yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah-akşam Allah’ı da tesbih edesiniz."[7]

12.         Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e devamlı yardım etme ve onu savunma niyetini samimi bir şekilde gözünde canlandırmak.

13.         Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i gereği gibi seven ve ona muhabbet besleyen kimse için âhirette büyük bir mükâfat olduğunu, bu mükâfatın da cennette ona arkadaşlık etmek olduğunu gözünde canlandırmak.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sahâbeden birisi kendisine:

"Ben, Allah'ı ve Rasûlünü seviyorum", dediğinde ona şöyle buyurmuştur:

"Sen, (kıyâmet günü) sevdiğinle berabersin."[8]

14.         Karşılığında büyük bir ecir hâsıl olacağından ve onun üzerimizdeki hakkının büyük olmasından dolayı, her adı anıldığında, ezândan sonra, Cuma günü ve her vakitte, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salâtta[9]  bulunmaya gayret etmek.

15.         Olayların üzerinde durarak ibretler alıp dersler çıkarmak, her olaydan çıkarılan sonuçlardan faydalanmak ve bu sonuçları yaşantımızla irtibatlandırmaya çalışmak sûretiyle Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gerçek hayat hikâyesini (Siyer-i Nebî) okumak.

16.        Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivâyet olunan ve ilim ehlinin de sahih kabul ettikleri hadislerden oluşan sünnetini, anlamlarını anlamaya çalışarak öğrenmek ve Nebevî öğretilerin içerdiği büyük hikmetleri, yüce ahlâkı, Allah Teâlâ'ya noksansız ibâdet etmek ve yalnızca yaratıcıya boyun eğmek gerektiğini gözünde canlandırmak.  

17.         Öncelikli hususları öne almak kaydıyla, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinin hepsine uymak.

18.        Müstehap olan amellerde Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i örnek almaya gayret etmek ve her şeyde onu örnek almaya gayret etmek için, hayatımızda müstehap olan ameli bir defa da olsa yapmaya çalışmak.

19.        Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinden herhangi bir şeyle alay etmekten şiddetle sakınmak ve bundan uzak durmak.

20.         Muhammed -sallallahu aleyhi ve

Görüşün Bizim İçin Önemli