Âhirette kâfirin hesabı nasıl olacaktır?

Tanımlama

Bu makale, âhirette kâfirin hesabının nasıl olacağını açıklamaktadır.

Download
Site Yetkilisine Mesaj Yaz

Ayrıntılı açıklama

    ÂHİRETTE KÂFİRİN HESABI NASIL OLACAKTIR?

    ﴿ كيف سيكون حساب الكافر في الآخرة ﴾

    ] Türkçe – Turkish – تركي [

    Muhammed Salih el-Useymîn

    Terceme : Muhammed Şahin

    Tetkik : Ali Rıza Şahin

    2010 - 1431

    ﴿ كيف سيكون حساب الكافر في الآخرة ﴾

    « باللغة التركية »

    محمد صالح العثيمين

    ترجمة: محمد مسلم شاهين

    مراجعة: علي رضا شاهين

    2010 - 1431

    Soru:

    Îmân etmiş insan, kıyâmet günü hesaba çekilecek olan kimsedir. Eğer (dünyada) hayır işlemiş ise, karşılığında hayır (iyilik/sevap) bulacaktır. Yok eğer şer işlemiş ise, karşılığında şer (günah) bulacaktır.

    O halde mü'minin (dünya hayatında iken) yerine getirmekle yükümlü olduğu dînî vecibeleri, kâfir yerine getirmekle yükümlü olmadığı halde kıyâmet günü onun hesabı nasıl olacaktır?

    Cevap:

    Hamd, Allah Teâlâ'yadır.

    Bu soru, yanlış bir anlayış üzerine kurulmuştur. Çünkü mü'minin yerine getirmekle yükümlü olduğu dînî vecibeleri kâfir de yerine getirmekle yükümlüdür. Fakat kâfir, dünya hayatında bunu yerine getirmek zorunda değildir.

    Allah Teâlâ'nın şu emri, kâfirin dînî vecibeleri yerine getirmekle yükümlü olduğuna delâlet etmektedir:

    ﮋ ﰋ ﰌ ﰍ ﰎ ﰏ ﰐ ﰑ ﰒ ﰓ ﰔ ﰕ ﰖ ﰗ ﰘ ﰙ ﰚ ﰛ ﰜ ﰝ ﰞ ﰟ ﰠ ﰡ ﰢ ﰣ ﰤ ﰥ ﰦ ﰧ ﰨ ﰩ ﰪ ﰫ ﰬ ﰭ ﰮ ﰯ ﮊ [ سورة المدثر الآيات: 39-46]

    "Ashab-ı yeminden (dünyadan îmânlı olarak göç edip âhirette hesap defterlerini sağ taraflarından alan cennetlikler) dışında (herkes yaptığı işlerin rehini ve esîri olacaktır). Onlar cennetlerde birbirlerine mücrimlerin (kâfirlerin) hallerini soracaklar: Sizi cehenneme sürükleyen (ve onun yakıcı ateşini tatmanıza sebep olan şey) nedir? Onlar şöyle cevap verecekler: Biz (dünya hayatında) namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. Bâtıl sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık. Bu hesap gününü yalan sayardık."[1]

    Şayet onlar, namazı terketmek ve yoksulları doyurmamak sebebiyle (cehennemde) azap olunmasalardı, kendilerini cehenneme götüren şeyleri zikretmezlerdi. Bu da onların İslâm'ın hükümlerine muhatap olduklarına ve onların da (müslümanlar gibi) İslâm'ın hükümlerini yerine getirmekle mükellef olduklarına delâlet etmektedir.

    Aynı şekilde bu, yukarıdaki zikredilen Kur'an'daki delilin ve aklın gereğidir. Öyle ki Allah Teâlâ mü'min kulunu, İslâm dîninden bir farzı ihlal edip onu yerine getirmediği zaman cezalandırıyorsa, kâfir kulunu (aynı şeyi yaptığı halde) nasıl cezalandırmasın? Hatta ben şunu da ilâve ederek derim ki, Allah Teâlâ, kâfir kuluna bahşettiği yiyecek, içecek ve diğer her türlü nimetten dolayı onu cezalandıracaktır.

    Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﮋ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮊ

    [ سورة المائدة الآية: 93]

    "Îmân edip iyi davranışta bulunanlara, bundan böyle Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve îmânlarında sebat ile iyi davranışta bulunmaya devam ettikleri, sonra takvâları ve îmânları sağlamlaşıp kökleştiği, daha sonra da bu takvâ ile beraber, başkalarına iyilik eden ve her yaptığını güzel yapan ihsan mertebesine erdikleri takdirde, daha önce yeyip içtiklerinden dolayı kendilerine bir günah yoktur. Allah da böyle güzel davrananları (ihsan mertebesine ulaşanları) sever."[2]

    Âyetin delâlet ettiği şey (mantûk); mü'minlerden, haram kılınmadan önce yeyip içtiklerinden günahın kaldırılmasıdır. Âyetin mefhumu (âyetten anlaşılan) ise; yeyip içtiklerinden dolayı kâfirlerin günaha düşmeleridir.

    Aynı şekilde Allah Subhânehu ve Teâlâ'nın şu sözü de buna delâlet etmektedir:

    ﮋ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮊ

    [ سورة الأعراف الآية: 32 ]

    "(Ey Peygamber!) De ki: Allah’ın kulları için yaratıp çıkardığı zineti (güzel elbiseyi) ve rızık olarak verdiği güzel ve temiz şeyleri kim haram kıldı? (Ey Peygamber!) De ki: Onlar, dünya hayatında hem îmân etmeyenlerin, hem de îmân edenlerin içindir. Kıyâmet günü ise bunlar, sadece mü'minlere mahsustur. İşte biz, bilip anlayan kimseler için, âyetleri bu şekilde açıklarız."[3]

    Allah Teâlâ'nın şu sözü:

    ﮋ ... ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ...ﮊ [ سورة الأعراف من الآية: 32 ]

    "... (Ey Peygamber!) De ki: Onlar, dünya hayatında îmân edenlerin içindir..."[4]

    Mü'min olmayanın bunlardan faydalanmaya hakkı olmadığına delildir.

    Ben de derim ki:

    Mü'min olmayanın şer'î hakkı yoktur. Ama hakikatte kevnî duruma baktığımızda, Allah Teâlâ bu nimetleri bu kâfire de vererek onlardan faydalanmasını sağlamıştır ki bunu inkâr etmek mümkün değildir. İşte bu, kâfirin mübah olan şeyleri yemesi ve mübah olan giysileri giymesinden dolayı hesaba çekileceğine delildir. Bu hüküm, yukarıda zikredilen âyet ve aklın gereğidir. Allah Teâlâ'ya karşı gelen ve O'na îmân etmeyen kâfir kimse, dünya hayatında nasıl olur bu nimetlerden faydalanır sonra onlardan hesaba çekilmez (bu mümkün müdür)?

    Bu kâfir, Allah Teâlâ'nın yarattığı ve kullarına bahşettiği nimetlerden yararlanır da onlardan kıyâmet günü hesaba çekilmemesi, mantık olarak onun haklılığını gösterebilir mi?

    Bu durum, sana açıkça belli olduğuna göre, kâfirin kıyâmet günü amelinden hesaba çekileceğini,fakat kâfirin kıyâmet günü amelinden hesaba çekilmesinin,mü'minin amelinden hesaba çekilmesi gibi olmayacağını bilmen gerekir. Çünkü kıyâmet günü, mü'minin hesabı çok kolay olacaktır. Rabbi -azze ve celle- onunla başbaşa kalacak, ona dünyada işlediği günahlarını tek tek sayacak, kendisi de bu günahları itiraf edecek, daha sonra Allah Teâlâ ona şöyle buyuracaktır:

    ((قَدْ سَتَرْتُهَا عَلَيْكَ فِي الدُّنْيَا، وَإِنِّي أَغْفِرُهَا لَكَ الْيَوْمَ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]

    "Şüphesiz ben, bu günahlarını dünyada insanlardan gizlemiştim.Şimdi de ben o günahları bağışlıyorum."[5]

    İnkârcı (kâfir) kimsenin hesabına gelince -bu duruma düşmekten Allah'a sığınırız-, o dünyada işlediği günahları itiraf edecek ve şâhitlerin huzurunda alçaltılacaktır.

    Nitekim Allah Teâlâ -sallallau aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

    ﮋ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﮊ

    [سورة هود الآية: 18]

    "Uydurduğu bir yalanı Allah’a isnat edenden daha zâlim kim olabilir? Onlar (kıyâmet günü amellerinden hesaba çekilmek üzere) Rablerinin huzuruna getirilecekler ve (melekler ve peygamberler gibi) şâhitler de: İşte (dünyada) Rableri hakkında yalan uyduranlar (O'na iftira ednler) bunlardır! İyi biliniz ki, Allah’ın lâneti, zâlimlerin üzerinedir, diyeceklerdir."[6],[7]

    & & & & & &

    [1] Müddessir Sûresi: 39-46.

    [2] Mâide Sûresi: 93.

    [3] A'râf Sûresi: 32.

    [4] A'râf Sûresi: 32.

    [5] Buhârî ve Müslim.

    [6] Hûd Sûresi: 18.

    [7] Muhammed b. Salih el-Useymîn; "Fetâvâ İslâmiyye", c:1, s: 82

    Görüşün Bizim İçin Önemli