Kendilerine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in peygamber olarak gönderildiği Mekkeli müşriklerin şirki

Tanımlama

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’in cevapladığı sorunun metni şöyledir: Kendilerine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in peygamber olarak gönderildiği Mekkeli müşriklerin şirklerinin mahiyeti ne idi?

Download
Site Yetkilisine Mesaj Yaz

Ayrıntılı açıklama

    Kendilerine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderildiği Mekkeli müşriklerin şirki

    ] Türkçe – Turkish – تركي [

    Muhammed b. Salih el-Useymîn

    Terceme : Muhammed Şahin

    Tetkik : Ali Rıza Şahin

    2012 - 1434

    شرك المشركين الذين بعث فيهم النبي ﷺ

    « باللغة التركية »

    محمد بن صالح العثيمين

    ترجمة: محمد مسلم شاهين

    مراجعة: علي رضا شاهين

    2012 - 1434

    Soru:

    Kendilerine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderildiği Mekkeli müşriklerin şirklerinin mahiyeti ne idi?

    Cevap:

    Kendilerine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderildiği Mekkeli müşriklerin şirkleri; Rubûbiyette Allah'a şirk koşmaları değildi. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm âyetleri,onların yalnızca ibâdette (ulûhiyette) Allah’a ortak koştuklarına delâlet etmektedir.

    Rubûbiyete gelince, Mekkeli müşrikler, Allah’ın yegâne Rab olduğuna, darda kalanların duâsına icâbet ettiğine, sıkıntıları giderdiğine ve bir olan Allah -azze ve celle-'nin Rubûbiyyetini kabul ettiklerini Allah Teâlâ onların dilinden naklettiği gibi,daha başka şeylere îmân ediyorlardı.

    Fakat Mekkeli müşrikler, Allah Teâlâ'nın yanı sıra başkalarına da ibâdet ettikleri için müşrik olmuşlardı.Bu ise, dînden çıkaran bir şirktir.Çünkü tevhîd -lafzın delâletine göre- bir şeyi bir ve tek kılmaktan ibârettir.Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın sadece kendisine âit olan ve onlarla birleneceği birtakım hakları vardır. Bu haklar ise üç kısma ayrılır:

    1. Hükümranlık hakları.

    2. İbâdet hakları.

    3. İsim ve sıfat hakları.

    Bunun içindir ki âlimler, tevhîdi üç kısma ayırmışlardır:

    Rubûbiyet tevhîdi, İsim ve sıfatlar tevhîdi ve İbâdet (Ulûhiyet) tevhîdi.

    İşte Mekkeli müşrikler bu kısımda, yani ibâdet kısmında Allah’a ortak koşmuşlardır. Çünkü onlar, Allah Teâlâ ile birlikte başkasına da ibâdet ediyorlardı.

    Oysa Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ۞وَٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَلَا تُشۡرِكُواْ بِهِۦ شَيۡ‍ٔٗاۖ ... ﴾

    [ سورة النساء من الآية : ٣٦ ]

    "Yalnızca Allah'a ibâdet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın."[1]

    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    ﴿ ... إِنَّهُۥ مَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَقَدۡ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ ٱلۡجَنَّةَ وَمَأۡوَىٰهُ ٱلنَّارُۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنۡ أَنصَارٖ ٧٢ ﴾

    [ سورة المائدة من الآية :72 ]

    "Kim, Allah'a ortak koşarsa, muhakkak ki Allah, cenneti ona haram kılmıştır. Onun varacağı yer, ateştir. Zâlimler için (onları cehennemden kurtaracak) yardımcılar da yoktur."[2]

    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    ﴿ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغۡفِرُ أَن يُشۡرَكَ بِهِۦ وَيَغۡفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُۚ وَمَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفۡتَرَىٰٓ إِثۡمًا عَظِيمًا ٤٨ ﴾ [ سورة النساء الآية : ٤٨ ]

    "Şüphesiz ki Allah, kendisine ortak koşulmasını (ve inkârı) asla bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim, Allah'a şirk koşarsa, büyük bir günahla iftirâ etmiş olur."[3]

    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    ﴿ وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدۡعُونِيٓ أَسۡتَجِبۡ لَكُمۡۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِي سَيَدۡخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ ٦٠ ﴾

    [ سورة غافر الآية: ٦٠ ]

    "Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana duâ edin ki (duânızı) kabul edeyim. Çünkü bana ibâdet etmekten kibirlenenler aşağılanarak cehenneme gireceklerdir."[4]

    İhlâs sûresinde şöyle buyurmuştur:

    ﴿ قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡكَٰفِرُونَ ١ لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ ٢ وَلَآ أَنتُمۡ عَٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ ٣ وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٞ مَّا عَبَدتُّمۡ ٤ وَلَآ أَنتُمۡ عَٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ ٥ لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِيَ دِينِ ٦ ﴾

    [ سورة الكافرون : ١- ٦ ]

    "(Rasûlüm!) De ki: Ey kâfirler! Sizin taptıklarınıza ben tapmam. Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz. Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim.Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dîniniz size, benim dînim banadır." [5]

    Bu sûreye İhlâs sûresi demem, amelde ihlâs manasınadır. Her ne kadar bu sûre, Kâfirûn sûresi diye isimlendirilse de hakikatte amelî ihlâs sûresidir. Nitekim “Kul huvallahu ehad” sûresi de ilmî ve i’tikâdî ihlâs sûresidir.

    Başarı, Allah Teâlâ'dandır.

    & & & & & &

    [1] İsrâ Sûresi: 23

    [2] Mâide Sûresi: 72

    [3] Nisâ Sûresi: 48

    [4] Ğâfir (Mü'min) Sûresi: 60

    [5] Nisâ Sûresi: 48

    Bilimsel kategoriler:

    Görüşün Bizim İçin Önemli